Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yerel Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şerafettin YORGANCIOĞLU’yla Söyleşi

Şerafettin Yorgancıoğlu, ANAP İlçe Başkanlığı’yla Bir Dönem Çaycuma Siyasetine Damgasını Vurdu… Yorgancıoğlu’nun rekli siyasi yaşamını okurlarımızla paylaşıyoruz.

Şerafettin Yorgancıoğlu, ANAP İlçe Başkanlığı'yla Bir Dönem Çaycuma Siyasetine Damgasını

Sizin zamanınızda Çaycuma’da Ramazan ayları nasıl geçerdi?

Çaycuma nüfusu azdı. Çaycuma’nın ileri gelenleri her akşam hocaları evlerine davet ederlerdi. Çocukken oruç tutardık ama bir günde iki kez olmak şartıyla, sabahtan öğlene kadar birinci oruç öğleden akşama kadar da ikinci orucu tutardık. Annelerimiz bize oruç tuttuğumuz zaman içerisinde yemek vermezdi,- zaten bizde yemek yemezdik. Tabiki bunlar oruç tutmaya alıştırmak için yapılırdı. Akşamları Halk fırkasında Teravi namazından sonra karagöz hacivat oynatılmıştı. Eskiden insanlar hatırı sayılır işler yaparlardı. Ticaretle uğraşan insanlar temahül içerisindeydi.

Siyasete aktif olarak ne zaman başladınız?

-1946’da Demokrat partiden aktif olarak siyasete girdim ve Demokrat parti zamanında ilçe başkanlığı yaptım. İlk olarak 1946 seçimlerinde köylerde DP mücadelesi verdim.Daha sonraki yıllarda Adalet partisini kurduk ve AP ilçe başkanlığı yaptım ve Ferit MELİN ile Divan partisini kurduk. En son aktif olarak Anavatan Partisi’nin kurucularındanım. Turgut ÖZAL ile çok samimiydik. Özal’a Çaycuma yoğurdu ve köy yumurtası ikram ederdim.

Neden siyaset?

-Siyasette bütün arzularım memlekete hizmet yapmaktı. Siyasetten hiçbir menfaat gözetmedim. Çaycuma’ya aşığım ben.

Siyasette bulunduğunuz dönemlerde neler yaptınız?
-Şahsi menfaatler gözetmeksizin buraya TCDD yolları peronu yapılmıştır. O dönemde ulaştırma bakanı Veysel (Atasoy) bey gelmiştir. Davul zurna ile karşılamışızdır. Dönemin ulaştırma bakanı Veysel bey peronun yapımı tamamlandıktan sonra gelmiştir. Çünkü alternatif olarak yapılan peron Karabük’e veya Gökçebey’e yapılabilirdi. Sağ olsun hiçbir sorun çıkmadan 2. işletme müdürü Necmettin İLBAY’ın çok katkısı vardır.

Samimi konuşuyorum bazı yapamadığım şeyler var. Çaycuma il oluyordu. Zonguldak’tan il teşkilatı kalkıp buraya gelecekti. Karabük il, Çaycuma il Ereğli il olarak planlanmıştı. O dönemde Bartınlılar Çaycuma’nın yönetim kuruluna müdahale ettiler. Ve sonuçta il olamadık.
Beni yem sanayi genel müdürü İhaleye çağırdı. Hasan GEMİCİ, Celal GÜLŞEN, Mehmet KAMİTOĞLU, Adnan TAN, oğlum Mustafa Kemal ile beraber Ankara’ya gittik. Oraya vardığımızda yem sanayi genel müdürü hiç pazarlık etmeyelim dedi. Sayın başkan bu yem sanayi için çok şey yaptı. Ve ben bu yem sanayiyi Çaycuma’ya vereceğim dedi. 40 milyon peşin, 50 milyon taksitle 240 milyona veriyorum dedi. Bizim bu yem sanayiyi alacağımızı düşünerek rakip taraftan olumsuz yönde pompalayarak bizim oradaki pişmiş aşımıza su döktüler.

Ben orada sayın genel müdürüm Çaycuma’mız için bu yem sanayi çok önemli dedim. Çaycuma’mızda Ereğli kömür işletmesi sekteye uğrayacak, göç olacak 15-20 sene sonra Çaycuma’mızda genç nüfus kalmayacak dedim. Bunları önlemek için bu fabrikayı alacaktık. Ve eğer fabrika burada açılsaydı; işe girecek insanlarımızda 5 milyon para alarak işe girecek olan vatandaşımızı fabrikaya ortak yapacaktık. Fakat işçi alımında bir ailede üç kişi varsa birini işe alacaktık. Geriye kalan işsiz kesim içinde Dünya bankasından %4.2 ile kredi alarak hemen yanına Tavuk çiftliği düşünüyorduk. Fakat yapmaya çalıştıklarımız olmadı. Bu girişimimizde de şahit olarak Hasan GEMİCİ ve Celal GÜLŞEN dir. En çok üzüldüğüm konulardan biri budur.

Anavatan Partisini kurarken Havziye Fahriye kanununu iptal edeceksiniz diye söyledim. Filyos ırmağının Zonguldak Köprüsünden Çömlekçiye kadar olan kesiminin kanal içerisine alınması gerektiğini ve de her iki taraftan da ulaşımı sağlayacak yol yapılmasını istedim. Bu girişimimizi de kumculuk yapanlar bizim parti yönetimimizde ve gerekse Belediyede nifak tohumları saçtılar. Ve dolaylı olarak DSİ ni buradan aldılar. DSİ buraya kurulacaktı. Biz vilayet olarak hazırlık aşamasındayken peron yaptırdık, Kaymakamlık lojmanı yapıldı, defterdarlık yapıldı. Ve vali bey geldiği zaman her şey hazır olsun dedik. Ama şu an ne güzel kaymakamlar geliyor değil mi?

Filyos Irmağının Kanal içerisine alınması neden bu kadar önemli ?

-Filyos ırmağı kanala alınsaydı, çok iyi olacaktı.Şu an ise sel olacak diye korkuyorum. Hatta en son olan sel felaketi olduğu dönemde havaalanı faaliyete geçecekti. Selin sebebiyetine o günden beridir havaalanı açılamıyor. Irmak kenarına yapılmasını düşündüğümüz kanal haricinde yapılmasını istediğimiz Kayıkçılar Çaycuma sınırının bulunduğu yerden ırmak üzerine köprü yapılmasıydı. Fakat Yorgancıoğlu yapar yapar dediler Çaycuma’yı paramparça ettiler.

Siyasette bulunduğunuz dönemde yaptıklarınızdan, anlatmak istedikleriniz var mı?

-Çaycumaya hükümet binası için Çaycuma’dan çıkan bakanlarımız oldu, fakat her bir bakanımıza siz buraya, çarşı meydanına hükümet binasını yaptıramazsınız demişimdir. Buraya, çarşı merkezine hükümet binası yaptırın,”bende yalın ayak başı kabak Ankara’ya gelip büyük adamsınız diyeceğim.” demişimdir. Yaradan bu binaları buraya dikmeyi bana nasip edecek dedim. Hatta ben o dönemde gizli gizli bunu nasıl yaparım diye çalışırken il emlak genel müdürü dediki; “Buraya kadar gücüm yetiyor. Bana mühendis lazım.” dediğinde, kimden diye hemen sordum. Bayındırlık bakanlığından diye cevapladı. Milli emlak genel müdürünün yanından bayındırlık bakanına telefon açtım. Sayın bakanım, ben milli emlak genel müdürümüzün yanından telefon açıyorum. Bizim hükümet binası ve adliye binası ayrı olarak yapılacak. Bu Başbakanımızın talimatıdır diye nitelendirdim. Ve bu şekilde Adliye ve Hükümet binası yapıldı. Yalnız bir noksanlık yapıldı. Binaların ön tarafındaki alan toprakla doldurulmayacaktı. Doldurulan alan kapalı otopark olacaktı.

Çaycuma Belediyesinin borçları vardı. Ödeyemediler. Bunun için Başbakanımıza bu durumu hatırlattığımda belediyeler affı hatırlatmasını yapmış oldum. Bu şekildede Belediyeler affını hatırlatan ben olmuşumdur. Ben ne bileyim diğer Belediyelerin borçlarının olduğunu. Borcumuz var bir şey yaptıramıyoruz dediğimde. Başbakanımız buraya kendi ödeneklerinden yolların çamur olmasından dolayı başbakanlık ödeneğinden 6,5 milyar para yol yapımları için gelmiştir.

Birde SSK Hastanesinin Çaycuma’ya yapılması için uğraşlarım var. Ben hastane için çok uğraştım. Dönemin sağlık bakanı Mustafa KALEMLİ geldi. Öğle yemeği Zonguldak’ta, akşam yemeği Bartın’da olmak üzere proğram yapıldığını öğrendim. Yanına giderek “”Çaycuma’ya uğramayacak mısınız Sayın Bakanım?”” dedim. Çok rica ediyorum, eğer uğramazsanız durumu Başbakanımıza arz edeceğim dedim. Belediye parkında ayran, yoğurt ikram ettik. Daha sonraları Dorukan Tünelinde müşteşarı Tolga Bey Trafik kazası geçirince, Zoguldak’taki hastaneye Kaymakam beyle beraber gittik. Ziyaretten sonra Çaycuma’da Hastane için düşündüğümüz yeri Sayın bakanımıza gezdirdim. 150 yataklı hastane sözü aldım. Birkaç gün sonra yönetim kurulu, Belediye meclis üyeleri belediye Reisi olmak şartı ile Ankara’ya gittik. Ankara’ya Çaycuma için yapılması gerek işleri arz etmeye gittik. Sağlık bakanımızın yanına gittik. Tolga beye geçmiş olsun dedik. Sayın bakanımızın yanında SSK genel müdürü MADAZLI’da vardı. SSK için konuşmaya başlayınca SSK genel müdürü; “Çaycumaya Hastane yapılır mı?“ dedi. Yapılır genel müdürüm, neden yapılmasın ki. Bizim 35 bine yakın SSK’ lımız var. Ve biz bu hastaneyi sadece Çaycuma için istemiyoruz; Devrek, Gökçebey, Yenice için istiyoruz dedim. SSK genel müdürü: “Yok olmaz“ dediğinde, “”yahu ciddimisiniz?”” diye yinelediğimde; “Evet“ dedi. Siz istersiniz olur dedim. Siz genel müdürsünüz dedim. Biz Çaycuma’da İhtilal Reisi Cumhur’una yemek verdik, Başbakanlara yemek verdik, Bakanlara yemek verdik. Vermeye de devam ediyoruz. Ama bu yemekten yemeğe masaya Çaycuma’nın meşhur kömüş yoğurdunu sunarız. Bu kömüş yoğurdundan yiyenler taş gibi konuşur, lakin siz Çaycumaya zamansız geldiniz. Öğle yemeğini Zonguldak’ta akşam yemeğini Bartın’da yemeyi planladınız. Size sadece ayran ikram edebildim. Bu yüzden de sulu konuşuyorsunuz dedim. Ve ekledim; Sizin yanınızda Başbakanımızı ararım diye sert çıkışınca; O sırada yanımda bulunan Metin YURTBAY, Belediye meclis üyeleri,Yönetim kurulu sayın müdürümün üzerine çok gitmeyin dediklerinde, “Sizde aynı şekilde konuşun, sizede aynı şekilde karşılık veririm.“ demişimdir. Ben bu hastaneyi kendim için istemiyorum. Neymiş efendim benim hastanenin bulunduğu yerde arsalarım varmışta, değer kazanacakmış diye karşılık verenler oldu.

Zonguldak’ta Çaycuma’yı küçültme girişimleri olduğu söylentisi var. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

-Öteden beri bu küçültme vardır. Bartın ve Devrek. Özellikle de Devrek. Çaycuma’ya Hükümet binası yapıldığında aynı sene Devrek’e de Hükümet binası yapılmıştır.

Siyasette Demokrat partisi, Adalet Partisi, Divan Partisi ve Anavatan Partisi’nde yer aldınız. Bu kadar çok partide yer almanızın nedeni nedir?

-Bugüne kadar hiçbir görüş takipçisi olmadım. Memleketime kim hizmet ederse onu destekledim.

Bir siyasetçi olarak elbetteki işe girmelerine vesile olduğunuz insanlar olmuştur. Bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı?

-Bugüne kadar işe girmelerinde vesile olduğum birçok insan olmuştur. Bu insanlar köylerinden yoğurt getirmiştir. Bende getirilen her yoğurt bakracına 4 metre poblin (elbise kumaşı) koymuşumdur. Ben yoğurdu 2 metre pobline alabiliyordum.

Şu anki Belediye yönetimi hakkında söylemek istedikleriniz var mı?
-Ben Mithat GÜLŞEN’den de umutluyum. Onu tenkit edenler illaki olacaktır. Ben Anavatan Partisi ilçe başkanlığı yaptığım dönemde de aynı tenkitlerle karşılaşmışımdır. Menfaat sağlanmayınca bu şekilde hep olur.

Çaycumanın kalkınması için neler yapılabilir?

İlk etapta organize sanayinin tam faaliyete geçirilmesi gerekiyor. Daha sonra İlçe Başkanlarının ve Beldiye Başkanının çok büyük bir rolü olması gerekiyor. Bir bakandan, bir milletvekilinden şefaat beklenmemeli. İlçe başkanları Belediye başkanı ile kafa kafaya verirlerse yapılmayacak hiçbir şey yoktur. Belediye başkanı ile parti ilçe başkanının aynı kefede yer alması gerekmektedir. İlçe yönetimi, Belediye yönetimi, parti ilçe başkanı baş başa vermelidir. Hiçbir zaman fikir ayrılığından dolayı dolduruşa gelmemelidirler. Hiç değilse yardım etmeseler bile engel olmasınlar. Yöneticilerin birlik içerisinde olması lazım. Yeter ki İlçe yönetimi bir ağız olsun. Dışarıdan gelecek müdahalelere de; “Çaycuma, Çaycumalılardan sorulur.“ denilmelidir.

Seka sosyal tesisleri için neler düşünüyorsunuz?

Sosyal tesislerin Belediyeye devredilmesi lazım. Sosyal tesisler daha önceleri Belediyenin at koşusu yeriydi. Onun için Lojmanların başka bir yere veya kuruma verilmesi en büyük haksızlıktır. Belediyeninde Batı Karadeniz Enternasyonal Fuarı ismi altında sanayicilerimizi teşvik eden bir konumda olması gerekli.

Meslek yüksek okulu için söylemek istedikleriniz var mı?

Üniversitenin açılmasında ilk önce Ereğli beldesi olan Alaplı’ya Meslek yüksek okulu için destek verdik. Daha sonra da aynı şekilde Çaycuma’ya Üniverisite açılmasında destekleyen de Alaplı yönetimiydi. Bir destek arıyorsanız, önce desteklemeniz gerekiyor.

Bugüne kadar yapmak istedikleriniz nelerdi?

Birinci olarak Kayıkçılar Çaycuma sınırının olduğu yerden Filyos üzerinde ikinci bir köprünün yapılması, DSİ’nin Çaycuma’ya gelmesi ve Zonguldak köprüsünden itibaren Çömlekçi’ye kadar olan kısımdaki Filyos ırmağının kanal içerisine alınarak; İstasyon Mahallesi’nin de, Beyler Mahallesi’nin de selle harap olmaması için bu kanal yapılmalıdır. Ve bu kanal yapılmadığı müddetçe de havaalanı da olmaz.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bugünün şartlarında neler yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır. Çaycuma’nın kalkınması, arazisinin muafazası için, Saltukova’nın istikbali için, sanayi sitesinin istikbali için muhakkak ilk iş Filyos ırmağının kanal içerisine alınmalıdır.

Sayın YORGANCIOĞLU, bu söyleşi için bize zaman ayırmanızdan dolayı teşekkür ederiz.
-Asıl ben teşekkür ederim. Faydalı olabildiysem ne mutlu.