Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle yayımladığı açıklamada, öğretmenlerin ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarına sert tepki gösterdi. Sendika, “Siyasi iktidar öğretmenlere 9 çeyrek altın borçludur” diyerek, maaşların alım gücündeki düşüşe dikkat çekti.
Ekonomik Kayıplar ve Mesleki İtibarsızlaşma
Eğitim Sen, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal haklarında on yıl öncesine göre yaşanan büyük erozyonu somut bir örnekle vurguladı:
-
Alım Gücü Düşüşü: On yıl önce göreve yeni başlayan bir öğretmen maaşıyla 14 çeyrek altın alabilirken, bugün bu rakam 5 çeyrek altın seviyesine inmiştir.
-
Net Borç: Açıklamada, bu durumun siyasi iktidarın öğretmenlere 9 çeyrek altın borçlu olduğu anlamına geldiği belirtildi.
-
Yaşam Koşulları: Maaş artışlarının barınma, gıda ve ulaşım gibi temel yaşam maliyetlerini karşılamaktan uzak kaldığı, öğretmenlerin ekonomik koşullarının refah seviyesini düşürdüğü ifade edildi.
-
Uluslararası Durum: Türkiye’deki eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal ve özlük haklar açısından OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer almayı sürdürdüğüne dikkat çekildi.
24 Kasım’ın Sembolik Anlamı ve Eleştiriler
Sendika, 24 Kasım tarihinin 12 Eylül darbesi sonrasında ilan edilmesini eleştirerek, bu günün öğretmenlerin gerçek sorunlarının görmezden gelindiği bir hale geldiğini belirtti:
-
Tarihsel Gerçeklik: 24 Kasım’ın Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul etmesi açısından önemi olsa da, 12 Eylül darbecileri tarafından ilan edildiği gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.
-
“Makbul Öğretmen” Profili: Bu tarihin, 12 Eylül zihniyetinin dayattığı örgütsüz, itaatkâr ve ‘makbul öğretmen’ profilinin kabul ettirilmeye çalışıldığı simgesel bir gün olduğu ifade edildi.
-
Kutsallık Nutuklarına Tepki: Eğitimin ve öğretmenlerin gerçek sorunlarını çözmek yerine, her 24 Kasım’da ezberlenmiş “kutsal ve onurlu meslek” nutuklarının rahatsızlık verdiği ve artık dinlenmek istenmediği belirtildi.
Eşitsizlik Yaratan Politikalar ve Artan Angarya
Açıklamada, 2025 yılında öğretmenleri karşılayan politikaların mesleği değersizleştirdiği ve eşitsizliği derinleştirdiği belirtildi:
-
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK): Kariyer basamakları uygulamasının öğretmenler arasında ekonomik eşitsizlik ve ayrışma yarattığı, deneyim ve birikimin sınav sonuçlarına indirgendiği eleştirildi.
-
Mağduriyet: Görev yapan öğretmenlerin üçte ikisinin kariyer basamaklarının ekonomik avantajlarından yararlanamayarak daha düşük maaş alması nedeniyle mağdur edildiği belirtildi (Başöğretmen ve Uzman Öğretmen sayısı toplamı 315.856, bu da toplam sayının yaklaşık üçte biridir).
-
-
Yeni Maarif Modeli ve İş Yükü: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile birlikte öğretmenlerin üzerindeki idari ve bürokratik yükün arttığı gözlemlendi.
-
Angarya İşler: Merkezi sınavlarda görev alma, kapsamlı evrak işleri, rapor hazırlama ve yetersiz destek personeli nedeniyle idari işlere katkıda bulunma zorunluluğu gibi angarya işlerin öğretmenlerin asli görevleri olan ders uygulamasını ikinci plana ittiği ifade edildi.
-
-
Hizmetli ve Teknik Personel: İdari, teknik personel, memur ve yardımcı hizmetler sınıfında çalışan eğitim emekçilerinin durumunun çok daha vahim olduğu ve eşit haklara sahip olmadan angaryayı yerine getirmek zorunda bırakıldığına dikkat çekildi.
“Jest” Olarak Sunulan İndirim Kampanyalarına Eleştiri
MEB’in bazı özel firmaların indirim kampanyalarını öğretmenlere yönelik bir “jest” olarak sunması sendika tarafından büyük bir çelişki olarak değerlendirildi:
-
Çelişki: Bir yandan mesleğin kutsallığından bahsedilirken, diğer yandan yaşanan ekonomik zorlukları itiraf edercesine indirim kampanyalarının duyurulmasının anlamsız olduğu belirtildi.
-
Talep: Sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerine insanca yaşayabilecekleri çalışma ve yaşam koşulları yaratılması, maaşların ve özlük haklarının insan onuruna yaraşır düzeye yükseltilmesi talep edildi.
Hükümetin Değil, Halkın Öğretmenleri Olmakta Israr
Eğitim Sen, mesleği değersizleştiren politikalara karşı mücadele kararlılığını yineledi:
-
Sorumluluk: Eğitim emekçilerinin hükümetlere değil; öncelikle öğrencilere ve halka karşı sorumlu olduğu vurgulandı.
-
Mücadele Alanları: Sendika, aşağıdaki dayatmacı politika ve uygulamalara karşı mücadelesini sürdüreceğini açıkladı:
-
Öğretmenlerin ‘hükümet memurları’ haline getirilmek istenmesi
-
Kariyer basamakları üzerinden bölünme ve eşitsiz uygulamalar
-
Doğrudan torpil anlamına gelen mülakat uygulamaları
-
Atamaların ‘siyasi torpil’ gölgesinde yapılması
-
Nitelikli eğitimin ancak iş güvencesine sahip, ekonomik, özlük ve demokratik hakları sağlanmış öğretmenlerle mümkün olabileceği belirtilerek, tüm eğitim ve bilim emekçileri ortak talepler etrafında birleşmeye ve birlikte mücadele etmeye davet edildi.
