Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Fuat Keskin

Çaycuma İmzanın Haysiyeti, Şehrin Hakkı

 

İmzalanmış bir protokolün üç yıl boyunca hayata geçirilmemesi, yalnızca bir yatırım gecikmesi değil; kamusal sözün, devlet ciddiyetinin ve bir kentin geleceğe dair hakkının askıya alınmasıdır. Çaycuma bugün, karşılıksız bir talebi değil, imzanın gereğini hatırlatıyor

Çaycuma’da tartışma bir bilim merkezi tartışması olmaktan çıkalı çok oldu. Mesele artık, imzanın haysiyeti ve kamunun kendi sözünü ne ölçüde ciddiye aldığıyla ilgili. Belediye Meclisi’nde dile getirilen son açıklamalar, üç yıldır sessizce biriken bir hayal kırıklığının yüksek sesle ifadesi olduğu kadar, yerel bir itirazın ötesinde kamusal bir hatırlatmadır.

Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın sorduğu soru yalın ve sarsıcıdır: “Atılan imzaların gereği yapılmayacaksa, o imzalar neden atıldı?” Bu soru, kişisel ya da kurumsal bir sitem değil; devlet ciddiyetine yöneltilmiş ilkesel bir çağrıdır.

Ortada karşılıksız bir talep yoktur. Belediyeye ait, Çaycuma’nın en nitelikli alanlarından birinde bulunan 104 lojmanın 25 yıllığına tahsisi karşılığında, Batı Karadeniz’in tamamına hitap edecek bir Bilim Merkezinin yapılması ve işletilmesi öngörülmüştür. Bu, sözlü bir iyi niyet beyanı değil; 7 Nisan 2023 tarihli, imzalı bir protokoldür. Protokolün tek zaman şartı ise 2023 bitmeden inşaata başlanmasıdır. Bugün gelinen noktada, ne inşaat vardır ne de takvim.

Daha vahimi, lojmanlar boş dururken kapılarında güvenlik bekletilmesidir. Üç vardiya nöbet tutan güvenliğe üç yılda ödenen bedelin 15–20 milyon lira olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam, bir bilim merkezinin yıllık işletme giderini karşılayabilecek düzeydedir. Aynı anda bölgede konaklama sorunu yaşanırken, TPAO personeli için limana otel gemi getirilmesi ise ister istemez şu soruyu doğuruyor: Kamusal kaynaklar hangi önceliğe göre kullanılıyor?

Sorun yalnızca maliyet değildir; kentle kurulmayan ilişkidir. Enerji projeleri, boru hatlarından ve platformlardan ibaret değildir. Bölgeye temas etmeyen, kentin sunduğu imkânları görmezden gelen her yaklaşım, kalkınma vaadini eksik bırakır. Başkan Kantarcı’nın işaret ettiği gibi; Filyos’ta sözü verilen meslek lisesi, Kadıoğlu mozaikleri için planlanan ziyaretçi merkezi, üniversiteye açılması vaat edilen bölümler… Hepsi birer cümle olarak kaldı. Ortak payda nettir: Vaadin çokluğu, icraatın yokluğu.

Elbette Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı da Karadeniz doğal gazı da bu ülke için kıymetlidir. Ama tam da bu nedenle, imzalanmış protokollerin yerine getirilmesi daha hayati bir anlam taşır. Devletin gücü, yalnızca büyük projelerle değil; sözünü tutma iradesiyle ölçülür. Makamlar geçicidir, imzaların bağlayıcılığı ise kalıcıdır.

Çaycuma bugün bir lütuf istemiyor. Bir ayrıcalık talep etmiyor. Yalnızca yazılı bir sözün, gecikmeden yerine getirilmesini istiyor. Bu talep, bir belediyenin değil; bir kentin, bir kamuoyunun ve nihayetinde kamusal ahlakın talebidir.

Top artık Ankara’dadır; ama sorumluluk yalnızca orada değildir. Çaycuma kamuoyu, kendi hakkını sahiplenip bu hatırlatmayı diri tutacak mı? Yoksa bir protokol daha, raflarda sessizce beklemeye mi terk edilecek?

Bu soru, yalnızca Çaycuma’nın değil; imzaya ne kadar değer verdiğimizi iddia eden herkesin sorusudur.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler