Yerel medya bir kentin hafızasıdır.
Gerçek bir yerel basın; iktidarı denetleyen, halkın vicdanını temsil eden, kamusal aklı diri tutan bir güçtür.
Ama doğru çalışmadığında gazetecilik olmaktan çıkar; kişisel husumetlerin, küçük hesapların ve karanlık ilişkilerin taşıyıcısına dönüşür.
Ne yazık ki Çaycuma’da bir süredir yaşadığımız tam olarak budur.
Gerçeği Görmeyen Ama Yalanı Görkemle Servis Edenler
Bazı kişiler var; gazeteci kimliğiyle geziyorlar, ellerinde kamera ve klavye var ama ortada gazetecilik yok.
İlin/İlçenin önemli sorunlarıyla ilgilenmezler.
Kamu yararı taşıyan bir gelişmeyi takip etmezler.
Yerel yönetimlerin emek verdiği projeleri görmezden gelirler.
Peki neyi görürler?
Sadece kendi husumetlerini.
Kime karşı?
Belediyeye, Başkan’a ya da kendi dünyalarında “hedef” ilan ettiklerine…
Ve bunun adına gazetecilik demeye de devam ederler.
Son Örnek: Bir Askere Saygısızlık Üzerinden Üretilen Asparagas
Geçtiğimiz gün yayılan bir haber, bu çarpık zihniyetin en somut örneklerinden biriydi:
“CHP’li belediye askerin cenazesine araç vermedi!”
Başlık çarpıcı, içerik ise baştan sona asılsız, çarpıtılmış ve maksatlı.
Oysa belediyenin açıklaması çok net:
- İlçe Jandarma Komutanlığı araç talep etmiş,
- Belediye olumlu yanıt vermiş,
- Cenaze aracı hastaneye gönderilmiş,
- Daha sonra “başka araç bulunduğu” bildirilince araç geri dönmüş.
Bunu bilmemeleri mümkün mü?
Hayır.
Çünkü doğru bilgi bir telefon uzağındaydı.
Aramadılar.
Çünkü niyet haber yapmak değildi.
Bu Haberler Neden Tehlikeli?
Bu tür haberler sadece bir belediyeyi hedef almıyor;
- Toplumun duygularını manipüle ediyor,
- Devlet kurumlarıyla yerel yönetimleri karşı karşıya getiriyor,
- Merhum bir askerin hatırasını bile siyasi malzemeye dönüştürüyor.
Bu gazetecilik değil;
etik dışı propaganda, algı mühendisliği ve siyasi sabotajcılıktır.
Yerelde Gazeteciliğin Krizi: Husumetle Yazılmış Haber, Habersiz Kalmış Halk
Sorun yalnızca bu olay değil; yıllardır süre gelen bir medya krizi var.
İlçede önemli projeler olur; görmezler.
Kadın cinayetleri yaşanır; sessiz kalırlar.
Kent Konseyi çalışır; yok sayarlar.
Doğru işler yapılır; gözlerini kapatırlar.
Ama doğrulanmamış bir iddia, küçük bir dedikodu, kulaktan dolma bir söz…
Bir bakarsınız manşet olur, sosyal medyada dolaşıma sokulur.
Çünkü amaç haber yapmak değil:
vurmak, hedef göstermek, karalamak.
Bu “sözde gazetecilik” birkaç temel kurala dayanır:
Hedefini seç,
Gerçeği eğip bük,
Yanlışı doğruymuş gibi paketle,
Sosyal medyada dolaşıma sok,
Algıyı yarat,
Sonra da “gazetecilik yapıyorum” de.
Bu pratik, yerel basını bitirir.
Basını biten şehir hakikati kaybeder.
Son Söz: Zonguldak Daha İyi Bir Medyayı Hak Ediyor
Çaycuma’nın insanları, yalan ve husumet üzerinden kirletilmiş bir kamusal alanda yaşamak zorunda değil.
Haberin doğruluğu, insanın onuru kadar önemlidir.
Bir askerin cenazesi bile bu kadar hoyratça siyasete malzeme yapılabiliyorsa, ortada sadece gazetecilik sorunu değil; derin bir ahlaki çürüme vardır.
Bu çürümeye karşı susmamak ise hem toplumsal hem de insani bir sorumluluktur.
Çaycuma/Zonguldak, hakikati ve sorumluluğu önceleyen bir yerel medya düzenini hak ediyor.
Ve bunu söylemeye, bu çarpıklığı ifşa etmeye devam edeceğiz.

