Sivil Toplumun Tarafsızlığı ve Basın Etiği Üzerine: Çaycuma’da Kızılay Tartışması
Sivil toplum kuruluşları, devletle millet arasında köprü olan, siyaset üstü bir anlayışla ve en önemlisi mutlak bir tarafsızlıkla hizmet vermesi gereken kutsal yapılardır. Bu kurumların başında bulunan isimlerin, toplumu kucaklayıcı, eşit mesafede duran ve güven veren bir duruş sergilemesi hayati bir zorunluluktur. Ancak son günlerde Çaycuma’da Kızılay Şube Başkanı Sn. İzzet Turpçu hakkında yaşanan tartışmalar, bu temel hassasiyetin ne kadar zedelendiğini gözler önüne seriyor.
Tek Taraflı Kürsü ve Basın Ayrımcılığı İddiası
Kamuoyuna yansıyan eleştirilere göre, Kızılay Çaycuma Şube Başkanı’nın sadece belirli bir yerel gazetede köşe yazarlığı yapması ve diğer basın kuruluşlarını yok sayması ciddi bir çelişki barındırmaktadır. Basın özgürlüğü ve yerel medyanın çoğulculuğu esastır; fakat bir kamu yararına derneğin şube başkanının, tarafsız olması gerekn kimliğini bir kenara bırakarak tek bir medya organında kalem oynatması, başka gazeteleri ve o gazetelere gönül veren okuyucuları dışlamak anlamına gelmektedir.
Daha da düşündürücü olanı ise, yapılan uyarılara verilen sözlerin kısa sürede unutulmuş olmasıdır. Edinilen bilgilere göre, daha önce yapılan eleştiriler üzerine Başkan, kendisini arayarak bir daha köşe yazmayacağını, hiçbir basın kuruluşu arasında ayrım yapmadığını taahhüt etmiştir. Ancak bu sözün üzerinden sadece iki hafta geçmesi, verilen taahhütlerin tutarlılığını ve ciddiyetini tartışmaya açmıştır.
Yetkililere ve Kurumun Saygınlığına Çağrı
Bu noktada mesele, bireysel bir yazarlık hevesinin çok ötesine geçerek Kızılay gibi köklü bir kurumun tarafsızlık ilkesine zarar verme boyutuna ulaşmıştır. Buradan yetkili mercilere, öncelikle Çaycuma Kaymakamlığı’na ve ardından Kızılay Genel Müdürlüğü’ne açık bir çağrıda bulunulmaktadır:
Kızılay’ın kurumsal tarafsızlığı acilen tescil edilmeli ve somut adımlarla ispatlanmalıdır.
Görevde bulunan isimlerin, sivil toplumun unvanını kendi kişisel mecraları veya tek taraflı kürsüleri haline getirmesine müsaade edilmemelidir.
Eğer şahsın gazeteciliğe ve köşe yazarlığına karşı büyük bir ilgisi ve hevesi varsa, bu faaliyetini Kızılay unvanından tamamen bağımsız olarak sürdürmelidir. Ancak “Devletin ve milletin şefkat eli” olan Kızılay’ın koltuğunda otururken, bu görevin getirdiği tarafsızlık sorumluluğundan kaçılamaz.
Son Söz: Kızılay Siyasetin ve Kişisel Platformların Dışındadır
Toplumun vicdanında yer edinmiş Kızılay gibi bir çınarın, kısır tartışmalarla ve laf salatalarıyla anılması kimseye fayda sağlamaz. Şube başkanlığı makamı; kişisel başarı hikayelerinin yazılacağı, “şunu yaptım, bunu yaptım” denerek polemik üretilecek bir alan değil, tam aksine toplumsal barışın ve tarafsız yardımseverliğin merkezidir.
Basın mensuplarının ve kamuoyunun haklı talebi nettir: Kızılay’ın tarafsızlığına gölge düşürmeyen, liyakat sahibi ve eşitlikçi bir yönetim anlayışı.
Kimse Kızılay’ı kişisel platformu zannetmemelidir. Uyarılar dikkate alınmasa da, bu konunun takipçisi olacak basın mensupları ve duyarlı kamuoyu her zaman var olmaya devam edecektir.

