“Şiddetsiz, Eşit Özgür Bir Yaşam için Mücadelede Kararlıyız!”
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla Çaycuma Cumhuriyet Meydanı’nda Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği’nin çağrısıyla bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya kadınların yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler de katıldı.
Çaycuma’daki Trajediler ve Toplumsal Düzen Eleştirisi
Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği Kadın Sekreteri Hatice Dilek, yaptığı konuşmada geçtiğimiz aylarda Çaycuma’da yaşanan Gönül Karakök cinayetini ve 16 yaşındaki Hasret Akkuzu’nun ölümü ile yine 16 yaşındaki iki kız çocuğunun hastaneye doğum için başvurmasını hatırlattı. Dilek, bu olayların yalnızca bireysel trajediler değil; eğitimden sosyal politikalara, toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar her alanda çürüyen bir toplumsal ve siyasal düzenin sonucu olduğunu vurguladı.
“Yaşanan bu olaylar sadece bireysel bir trajedi değil; ülkemizde eğitimden sosyal politikaya, çocuk koruma sisteminden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar her alanda içten içe çürüyen ve çöken bir toplumsal ve siyasal düzenin sonucudur.”
Mirabal Kardeşlerden Günümüze Mücadele
Konuşmada, 25 Kasım’ın tarihsel kökeni olan, 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele ederken katledilen Mirabal Kardeşler’in kararlılığına vurgu yapıldı. Açıklama, “Şiddetsiz, eşit özgür bir yaşam için mücadelede kararlıyız!” sözleriyle Mirabal kardeşlerin mirasını günümüze taşıdığını belirtti.
İş Cinayetleri ve Güvencesiz Çalışma Şartları
Hatice Dilek, 25 Kasım’a girerken Kocaeli Dilovası’nda ikisi çocuk yaşta olmak üzere altı kadının hayatını kaybettiği iş cinayetini de gündeme getirdi. Bu olayın “kaza, kader ya da fıtrat” değil, emekçilerin güvenli yaşama hakkını hiçe sayan düzenin bir sonucu olduğunu ifade etti. İş cinayetlerine yol açan güvencesiz ve kayıt dışı istihdamın son bulması çağrısı yapıldı.
Kadın İstihdamı ve Bakım Emeği Yükü
Açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın kadın istihdamındaki artış açıklamasına rağmen, DİSK AR verilerine göre kadın işsizliğinin %39,4 olduğu belirtilerek istihdama erişimde yaşanan sorunlar dile getirildi. İstihdama erişebilen kadınların ise çoğunlukla güvencesiz, esnek ve düşük ücretli işlerde çalıştığına dikkat çekildi. Özelleştirmelerle kamusal hizmetlerin tasfiye edilmesi sonucu bakım emeğinin karşılıksız olarak kadınlara yüklendiği ve merkezi bütçeden kadına düşen payın düşüklüğü eleştirildi.
Açık Liseler ve Çocukların Güvenliği
Açıklamada, yaşamını yitiren/istismara uğrayan kız çocuklarının örgün eğitim dışında kalmış, açık lise öğrencisi olması sorunu öne çıkarıldı. Dilek, açık lise uygulamasının kız çocukları için eğitimden uzaklaştırmanın ve görünmezleştirmenin bir aracı haline geldiğini ve çocukların korunma hakkını kaybetmesine neden olduğunu belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, toplumsal cinsiyet eşitliği derslerini kaldırmak ve karma eğitimi tartışmaya açmak gibi politikaların çocuk istismarının önünü açtığı ifade edildi.
Hukuki Mekanizmaların Uygulanmaması ve Adalet Talebi
Konuşmada, erkek şiddetinin artmakta olduğu verilerle ortaya konarken, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönme ve ILO 190 sayılı sözleşmesine taraf olma gibi bağlayıcı mekanizmaları yürürlüğe koymaması eleştirildi. Faillerin haksız tahrik ve iyi hal indirimleriyle cezasız bırakılmasına karşı gerçek adalet mücadelesinin kriminalize edildiği dile getirildi.
Sonuç: Mücadelede Birlik Çağrısı
Kadınlar; ekonomik güvencesizlik, yoksulluk, sömürü ve şiddet tehdidi altında yaşamayı reddettiklerini güçlü bir şekilde ifade etti. Açıklama, demokrasi, eşitlik ve laiklik mücadelesinde birleşme çağrısıyla son buldu:
“Hayatımızı kuşatmaya, kazanımlarımızı değersizleştirmeye, hayatlarımızdan ve haklarımızdan çalmaya çalışanlara inat, demokrasi, eşitlik ve laiklik mücadelesinde birleşiyor, her alanda mücadelemizi büyüterek işyerlerinde, sokaklarda, yaşamlarımızda emeğimize ve özgürlüğümüze yönelen her türlü şiddete karşı sözümüzü örgütlüyoruz.”


