“Devletin temeli adalettir” // Hz. Ömer
“Adalet mülkün temelidir” derdik. O temel çöktü, geriye yalnızca enkaz kaldı.
Türkiye, Dünya Bankası’nın yayımladığı “Hukukun Üstünlüğü Endeksi”nde serbest düşüşte. 1996’dan 2010’a kadar inişli çıkışlı da olsa emsal ülkelerle benzer bir hatta ilerleyen Türkiye, 2011’den itibaren hızla aşağıya inmeye başladı. 2013 sonrası tablo alarm verici hale geldi; 2016 sonrası ise artık dip yolculuğuna dönüşen bir çöküş yaşandı. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye bugün -0,6 seviyesine kadar gerileyerek, endekste yer alan emsal ülkeler arasında en kötü performansa sahip ülke konumunda.
Bugün itibarıyla, Brezilya’dan Tayland’a, Macaristan’dan Filipinler’e kadar benzer gelişim çizgisinde sayılan ülkeler arasında en kötü durumda olan ülke Türkiye.
Dönüm Noktaları
- 2010 Anayasa referandumu sonrası HSYK’nın siyasetin aparatı haline getirilmesi,
- 2013’te Gezi ve 17–25 Aralık sürecinde yargıya açık müdahale,
- 2016 darbe girişimi sonrası OHAL rejimi ve KHK düzeniyle hukuk devleti yerine kararnameler devleti inşa edilmesi.
Bunların sonucunda yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve temel hak güvenceleri birer birer eridi. Mahkemeler, Anayasa Mahkemesi kararlarının bile uygulanmadığı birer bürokratik daireye dönüştü.
Yargının Çöküşünün Bedeli
Bugün Türkiye’de hukuk, iktidarın sopası. İktidar için suç olmayan bir fiil, muhalif için ağır ceza sebebi. İktidarın işine gelen dosya jet hızıyla karara bağlanıyor, muhalifler söz konusu olduğunda dosyalar rafta çürütülüyor.
İşte bu nedenle yabancı yatırımcı gelmiyor, beyin göçü hızlanıyor, toplumun adalete olan inancı sıfırlanıyor. Adalete güvenin yok olduğu yerde ne toplumsal barış, ne de ekonomik istikrar mümkündür.
Çıplak Gerçek
Grafik yalın gerçeği haykırıyor: Türkiye, hukukun üstünlüğünde Rusya ve Güney Afrika çizgisinin bile altına düşmüş durumda. Yani dünya liginde artık en alt kümeye mahkûm olmuşuz.
Bugün iktidarın dilinde hâlâ “milli irade, yerli ve milli anayasa” sözleri dolaşıyor. Oysa milli iradeyi koruyacak olan sandık değil, bağımsız yargı ve gerçek bir hukuk devletidir. Sandığın meşruiyeti de hukukun güvencesine bağlıdır. Hukukun olmadığı yerde seçim olsa da demokrasi olmaz.
Son Söz
Türkiye’nin bu karanlık tablosu, yalnızca hukukun çöküşünü değil, devletin ahlaki temelinin de çöküşünü gösteriyor. Eğer bir ülkede “hukuk” bitmişse, geriye kalanı sadece bir otoriter rejimin enkazıdır.
Ve unutmayalım: Bu enkazın altından çıkışın tek yolu, yeniden hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet düzeni kurmaktır.

Bağırsalarda,çağırsalarda, nazikçe söyleselerde,davet etselerde Ses duyulmuyor,duyurulmak istenmiyor,Duymakda istemiyorlar.Nasıl olacak bu işler,Durum çok vahim.