Türkiye’de karanlık senaryolar hep aynı sahneden başlar: Birileri sokağa iner, birileri provokasyon peşine düşer, sonra ‘güvenlik’ gerekçesiyle haklar askıya alınır. Bu döngü, artık ezberlendi. Ama bu defa bir fark var: Toplum ezberi bozacak bir bilinçle hareket ediyor.
CHP’nin son dönemdeki meydan mitingleri, gençliğin üniversite kampüslerinde yükselen sesi, iktidarın uzun süredir unuttuğu bir gerçeği hatırlatıyor: Korku her zaman yönetemez; bazen halk, karanlığın içinden ışığı taşır.
Son yaşananlara bu gözle bakmak gerek. Çünkü provokasyonun gölgesi büyürken, direnişin ışığı da büyüyor!
Mitinglerde Gerilim Planlı mı?
CHP’nin son dönemde gerçekleştirdiği kitlesel mitinglerde dikkat çeken ortak bir özellik var: Her biri iktidar medyası tarafından hedefe oturtuluyor, henüz miting başlamadan ‘olay çıkacak’ algısı pompalanıyor. Ardından kimi marjinal grupların kışkırtmalarıyla sınırlı bazı olaylar yaşanıyor ve hemen ‘bakın, CHP sokağı karıştırıyor’ deniliyor.
Mitingin ana mesajı ‘adaletsizlik, hukuksuzluk’ bir anda görünmez hale geliyor. Geriye sadece güvenlik, istikrar, kaos tehdidi gibi iktidarın işine yarayan başlıklar kalıyor.
Bu bir tesadüf mü? Yoksa organize bir yönlendirme mi?
Üniversite Gençliğine Hedefli Operasyonlar
Gençlik her dönemde değişimin itici gücü oldu. Bugün de üniversitelerde yükselen talepler aslında çok sade: Özgürce düşünmek, barınma, geleceğe dair umut taşımak.
Ama iktidarın bu taleplere cevabı sert: Polis müdahalesi, gözaltılar, sosyal medyada linç kampanyaları ve ‘terör’ yaftaları. Marmara Üniversitesi’nde ‘barınma haktır’ diyen öğrencilere yapılan sert müdahale, bu yaklaşımın en net örneklerinden biri. Boğaziçi, ODTÜ, Ege ve daha niceleri aynı politikaya maruz kaldı.
Gençliği kriminalize ederek sindirmeye çalışmak, sadece mevcut iktidarın değil, her otoriter rejimin başvurduğu ilk yöntemdir.
Gezi’nin Gölgesi: Yeni Bir Senaryo mu Yazılıyor?
Bugün yaşananlar, Gezi sürecinin bir tür ‘ters kopyası’ gibi işliyor. O gün halkın kendiliğinden yükselen öfkesini bastıramayan iktidar, süreci kriminalize etti. Şimdi ise halk hareketlenmeden önce, provokasyonla bu enerjiyi yönlendirmeye, kitlesel öfkeyi kontrol altına almaya çalışıyor.
Amaç, önce olay çıkarmak, sonra olayları gerekçe gösterip yeni bir OHAL iklimi yaratmak. Böylece hem muhalefeti bastırmak, hem de seçim yenilgisinin doğurduğu meşruiyet krizini örtmek!
İktidarın Korkusu: Ortak Hakikat
İktidarın asıl korkusu; halkın gerçek gündemlerde birleşmesi. Gençliğin yoksulluğa, halkın adaletsizliğe, herkesin baskıya karşı aynı talepleri dile getirmesi.
Bu birleşme gerçekleşirse, ne provokasyon işe yarar, ne medya manipülasyonu. Çünkü toplumun ortak vicdanı, en büyük direniş alanıdır.
Ne Yapmalı?
Muhalefet bu süreçte sokağı terk etmeden, ama provokasyon tuzağına düşmeden yoluna devam etmeli. Gençlik ise daha örgütlü, daha bilinçli ve daha barışçıl bir çizgide haklarını savunmaya devam etmeli.
Çünkü adalet, özgürlük ve insanca yaşam talebi asla suç değildir.
Tam tersine: Bugün bu talepler, yarının demokratik Türkiye’sini inşa edecek en güçlü mayadır.

