Çaycuma’yı ikiye bölen Filyos Çayı, aslında asırlardır bu coğrafyanın bereketidir.
Nehrin doğusu Perşembe, batısı Çarşamba diye bilinir; fakat bu iki yaka arasındaki fark coğrafi değil, siyasal tercihlerle derinleşen bir farktır.
Bugün ilçede herkesin konuştuğu, fakat yüksek sesle dile getirmekte zorlandığı bir gerçek var:
İl Özel İdaresi hizmetlerinin dağılımı, vatandaşın ihtiyacına göre değil; siyasetin aidiyet haritasına göre şekilleniyor.
Perşembe’ye Yağan Hizmet, Çarşamba’ya Uğramıyor
İktidar partisinin milletvekilinin Perşembeli olması elbette bir kimlik meselesi olabilir;
fakat görünen o ki bu aidiyet, hizmet önceliğinin belirleyicisi haline gelmiş durumda.
- İl Özel İdaresi yatırımlarının neredeyse tamamı Perşembe tarafındaki köylere yöneliyor.
- Buna karşılık Filyos çayının batısında kalan köyler adeta hizmet dışı bırakılmış halde.
Çarşamba yakasında:
- Yaz aylarında hâlâ su sıkıntısı yaşayan köyler,
- Yıllardır bekleyen altyapı projeleri,
- Onarım görmeyen bozuk köy yolları,
- İl Özel İdaresi planlarında yer bulamayan yatırım talepleri
uzun süredir vatandaşların çözümsüzlük duygusunu artırıyor.
Bu tabloyu saklamaya gerek yok:
Bu, hizmette ayrımcılıktır.
Muhalefetin Sessizliği: İl Genel Meclisi Üyeleri Nerede?
Hizmette ayrımcılık yalnızca iktidarın sorunu değildir.
En az bunun kadar dikkat çekici olan, muhalefetin —CHP’li İl Genel Meclisi üyelerinin— bu tablo karşısındaki sessizliğidir.
İlçenin batı yakasında köyler su ve yol gibi temel hizmetlere erişemiyorken,
İl Genel Meclisi’nde konuyu gündeme getirmek, kamuoyu oluşturmak, dosyaları zorlamak,
muhalefetin asli görevidir.
Ancak ortada ciddi bir hareketsizlik var.
Bu sessizlik, vatandaşın zihninde şu soruyu doğuruyor:
Eğer siz dile getirmezseniz, köylünün derdini kim anlatacak?
Yerelde muhalefet, yalnızca parti rozeti taşımak değil;
halkın hakkını, temsil ettiği bölgenin onurunu savunmaktır.
Devlet Hizmetinin Mezrası, Mahallesi, Partisi Olmaz
Bütün siyasi görüşler arasında en geniş mutabakatı sağlayabilecek temel ilke şudur:
Devlet, vatandaşa eşit mesafede durur.
Çaycuma’nın Perşembesi de bizimdir, Çarşambası da.
Hizmet götürürken bakılması gereken tek ölçüt vatandaşın ihtiyacıdır;
hangi milletvekilinin nereli olduğu değil.
Aksi durumda hizmet, kamu görevi olmaktan çıkar; siyasetin aracı haline gelir.
Bu Ayrımcılığa Kaymakamlığın Müdahalesi Beklenir
İl Özel İdaresi’nin siyasal önceliklerle işleyen bu pratiğine karşı ilçede dengeyi sağlayacak,
denetim mekanizmasını çalıştıracak makam Kaymakamlıktır.
Kaymakam, devletin ilçedeki en temel temsilcisidir.
Devletin eşitlik ilkesini koruması gereken de odur.
Bu nedenle:
- Hizmet dağılımındaki asimetrinin nedenleri,
- Köylerin yatırım ve altyapı talep sıralamasının neye göre yapıldığı,
- Aynı ilçede bir yakanın ihya edilirken diğer yakaya neden yıllardır dokunulmadığı
şeffaf biçimde incelenmeli ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Aksi durumda sorun sadece hizmet eşitsizliği değildir;
devlete duyulan güvenin zayıflamasıdır.
Çaycuma Bir Bütündür; Nehrin İki Yakasına Eşit Adalet Yakışır
Bugün dile getirilen çağrı siyasi değil, ilkeseldir.
Çaycuma’nın doğusu da batısı da eşit hizmet beklentisine sahiptir.
Siyasal aidiyetler üzerinden ayrımcılık yapmak, yalnızca bu ilçeyi değil;
devletin adalet ilkesini yaralar.
Filyos çayı coğrafyayı bölebilir;
ama devletin adaletini bölemez.
Bu nedenle beklenti nettir:
- İl Özel İdaresi eşit hizmet dağıtmalı,
- Muhalefet görevini yapmalı,
- Kaymakamlık süreci denetlemelidir.
Çünkü adalet, ancak eşitlik üzerine kurulduğunda anlam kazanır.

