Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KAYIP YILLAR

Çaycuma eski Belediye Başkanı Orhan Yardımcı’nın Vadi Dergisinde yayınlanan yazısını Çaycuma.org ziyaretçileriyle de paylaşıyoruz;

Çaycuma eski Belediye Başkanı Orhan Yardımcı'nın Vadi Dergisinde yayınlanan yazısını

Siz değerli okurlarıma arşivimde yer alan iki fotoğrafla, ülkemizde devlet yönetimi anlayışı ile özel sektör anlayışının çarpıcı mukayesesini yapma fırsatını bulacağım.

Belediye Başkanı olduğum döneme ait iki temel atma töreni. Temel atılan iki arsa da belediyemizin. Birini Kültür Bakanlığına tahsis ettik, diğerini şehrimizin ve ülkemizin saygın işadamlarından Sayın Zeki Yurtbay’a Anadolu Lisesi yapılması koşuluyla sattık. Böylesi anlamlı bir hizmet için arsayı ücretsiz tahsis etmek isterdik. Ancak kamu arsaları şahıslara tahsis edilemediği için emlak vergisi beyanı üzerinden cüz”i fiyata verdik. Her iki temel 1993 yılında atıldı.

Sayın Yurtbay’ın genç yaşta yitirdiği çocukları Oktay ve Olcay adına yaptırdığı Anadolu Lisesi yaklaşık bir yıl içinde tamamlandı. Yıllardır başarılı bir şekilde eğitim veriyor. İlçemizden Üniversiteye giden gençlerin büyük bir çoğunluğu bu okulumuzdan mezun oldu. Zeki ağabeyin torunu İlter okulun temeli atıldığında 5-6 yaşlarındaydı. Babası ve amcasının adını taşıyan okuldan mezun olan bu genç şimdi 20 yaşın üstünde.

Okulun açılış tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nda Daire Başkanıydım İlköğretimin 8 yıla çıkarılması ile ilgili yasa taslağını hazırlayan komisyonun Başkanı olmam sıfatıyla bilgilendirme toplantıları için Elazığ’daydım. Zeki Ağabey beni Elazığ’dan telefonla arayarak “Bu okul senin eserindir. Sana araba gönderiyorum. Açılışta aramızda olman bizi sevindirir.” dedi. Diğer illeri de kapsayan yoğun programım nedeniyle açılış törenine katılamadım.
Kadirbilir bir insanın emeğinizi takdir edip bunu yüzünüze ifade etmesi keyiflerin en güzeli.

Yine 1993 yılında zamanın Kültür Bakanı Sayın Fikri Sağlar ile birlikte temelini attığımız Kültür Sarayı halen inşaat aşamasında.1992 yılında o günkü Doğu Almanya”nın Maliye Bakanlığı ve sanayicilerinin daveti üzerine Başkent Dresden’e gidecektim Devlet eski Bakanımız Sayın Güneş Müftüoğlu’na birlikte gitmeyi önerdim.Sağ olsun kabul etti.
Doğu Almanya’ya giderken Ankara’dan İstanbul”a kadar Bakanla birlikte seyahat edeceğimizi bildiğim için Kültür Sarayı ile ilgili dosyayı yanıma almıştım. Sayın Necmettin Erbakan’da uçaktaydı. Ve karşımızdaki koltukta oturuyordu. Bakan benim konuya duyarlılığımdan etkilendiğini, Güneş Bey’i de çok sevdiğini ifade ediyor, olumlu görüş belirtiyordu.

Deyim yerindeyse Kültür Sarayımızın temeli 16 yıl önce uçakta gri bulutların arasında atılmıştı.
Bir yanda iş adamımızsın bir yıl içinde hizmete açtığı ve yıllardır çocuklarımıza eğitim veren, onları iş ve aş sahibi yapan bir okul.
Öte yanda devlet eliyle yapımına başlanan ve 16 yıldır tamamlanamayan bir Kültür Sarayı.

Kayıp zamana bakar mısınız?16 yıl,1 92ay, 832 hafta, 5840 gün. İnşaatın bitimine kadar geçecek süreyi de ilave edersek durum daha da vahim hal alıyor. Bu kadar sürede prim ödeyen bir işçi emekliliği hak edebiliyor. Kayıp zaman neredeyse ömre bedel.1945 yılında sona eren 2.Dünya Savaşı’nda yenik düşen ve taş üstünde taş kalmayan Almanya 15 yıl içinde ülkesini yeniden imar ediyor, endüstrisini kurup geliştiriyor,1960 yılından itibaren dışarıdan işçi almaya başlıyor.
Düşünebiliyor musunuz.. Bir devletin yoktan var olduğu sürede biz bir binayı bitiremiyoruz. Gerçekten üzücü bir durum. Hantal devlet anlayışı ile hamarat hür teşebbüs arasındaki farkı bu iki örnekte bütün çıplaklığı ile görmek mümkün.

Bir yanda duyarlılık, bir yanda vurdumduymazlık. Hizmet adına ders alınabilecek iki ibret tablosu.
Oktay Olcay Yurtbay Anadolu Lisesi bahçesinde koşuşturan zeki ve zinde çocuklarımızı izlerken geleceğimiz adına ne kadar umutlanıyorsam, Kültür Sarayımızın yıllardır tamamlanamayan betonarme yapısının önünde ise bir o kadar hüzünleniyorum.
Her şeye rağmen böylesi komplike iki güzel eserin yapımında emeği geçenlerin arasında yer almak benim için güzel bir duygu.

Maksadım sitem etmek, geçmişi yargılamak değil, şehrimizdeki bir güzellik ile bir eksiğe dikkat çekmektir. Hizmete girdiğinde muhteşem görünüm kazanacağına inandığım Kültür Sarayımız görkemiyle ilçemize prestij kazandıracaktır. İçerdiği sayısız aktiviteleriyle halkımızın ve özellikle gençlerimizin ikinci adresi olacağı inancını taşıyorum. Müzikten tiyatroya, folklordan resime kadar güzel sanatların her dalına hizmet verecek olan tesis Çaycuma insanının sosyal ve kültürel yaşamında büyük bir değişim ve gelişimin öncüsü olma fonksiyonunu üstlenecektir.

Bilimden sanata, ekonomiden siyasete kadar birçok panele, açık oturuma ve toplantılara ev sahipliği yaparak toplumsal dinamiklerin oluşumuna imken sağlayacaktır. Sadece şehrimizde değil bölgemizdeki birçok etkinliğin sergilenmesine zemin oluşturup iç ticaretimize canlılık kazandıracaktır.

Siyasilerimizden ve bürokrasimizden yılların yorgunu olan Kültür Sarayımıza hayat vermelerini halkımız ve özellikle genç kuşağımız adına istirham ediyorum.
İnşaatı bittiğinde fonksiyonları ve görünümü ile gerçek bir Sarayı andıracağına inandığım Kültür Sarayımızın açılış gurur ve mutluluğunu birlikte paylaşmak dileğiyle HOŞÇAKALIN.