Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yerel Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Recep Karagöz

ERDOĞAN AKP DEMOKRASİ

Erdoğan 23 Şubat’ta yapılan AKP Genel Kurulundaki konuşmasında ‘demokrasi’ vurgusu yaptı. Lakin AKP iktidarında demokrasi ciddi şekilde geriledi. 2002’de iktidara geldiğinde reformcu bir söylem benimseyen ve AB üyelik sürecine uyum yasalarıyla demokratikleşme adımları atan AKP, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren, güç elde etmesi sonucunda otoriterleşmeye yöneldi.

• Güçler Ayrılığı Zayıflatıldı: Yargı bağımsızlığı ciddi şekilde aşındı. Özellikle 2017 anayasa referandumuyla parlamenter sistem kaldırılarak yerine ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ getirildi ve bu değişiklikle yürütme, yasama ve yargı büyük ölçüde tek bir kişinin yetkisine bağlandı.

• Basın ve İfade Özgürlüğü Daraldı: Türkiye, dünya basın özgürlüğü endekslerinde en kötü sıralamalarda yer alıyor. Muhalif medya büyük oranda kapatıldı veya iktidara yakın sermaye gruplarına devredildi. Gazeteciler tutuklandı, sosyal medyaya sansür getirildi.

• Sivil Toplum Baskı Altına Alındı: İnsan hakları örgütleri, barolar, akademisyenler ve sendikalar üzerinde baskı arttı. Gezi davası gibi davalarla sivil itiraz cezalandırıldı.

• Seçim Güvenliği ve Siyasal Rekabet Zedelendi: Kayyım uygulamaları, muhalif siyasetçilere yönelik baskılar, serbest ve adil seçim ilkesini aşındırdı.

Bugün AKP’nin demokrasi vurgusu yapması, bu gerçeklerle çelişiyor. Demokrasi, sadece sandıkta oy kullanmaktan ibaret değil; hukuk devleti, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve çoğulculuk gibi unsurların tamamını içeriyor. AKP’nin uygulamaları ise tam tersine, bu unsurları gerileten bir yönetime işaret ediyor.

Peki ne yapılmalı ki, ülkede demokrasi güçlensin?
Türkiye’de demokrasi, süreç içinde çeşitli sınavlardan geçti ve geçmeye devam ediyor. Demokratik kurumların sağlamlığı, sivil toplumun gücü, hukuk devleti ilkeleri ve ekonomik istikrar, demokrasinin sürdürülebilirliği açısından kritik unsurlardır. O halde, Türkiye’de demokrasiyi daha sağlıklı ve güçlü bir hale getirmek için hangi adımları atılmalıdır?

Kurumsal Güçlendirme: Hukukun Üstünlüğü ve Yargı Bağımsızlığı
Demokrasinin temel direklerinden biri, güçlü ve bağımsız kurumlardır. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki güçler ayrılığı, demokratik sistemin sağlıklı işlemesi için şarttır. Türkiye’de yargı bağımsızlığını sağlamak, hukukun üstünlüğünü tesis etmek ve keyfi uygulamaların önüne geçmek için;

• Hakimler ve Savcılar Kurulu gibi yargı organlarının yürütmeden bağımsız olması,
• Anayasa Mahkemesi ve Danıştay gibi üst mahkemelerin siyasi baskılardan arındırılması,
• TBMM’nin yasama yetkisinin güçlendirilmesi ve denetim mekanizmalarının etkin hale getirilmesi gerekmektedir.

Sivil Katılımı Artırmak: Seçim Süreçleri ve Yerel Yönetimler
Demokrasiyi sadece seçimlere indirgemek mümkün değildir. Ancak seçim süreçlerinin adil ve şeffaf olması, demokratik güvenin tesisinde hayati öneme sahiptir. Seçim barajının düşürülmesi, siyasi partiler kanununun demokratik hale getirilmesi ve yerel yönetimlerin merkezi idareden bağımsız hareket edebilmesi, halkın yönetime daha doğrudan katılmasını sağlayacaktır.

Ayrıca, halkın siyasete katılımını artırmak için;
• Sivil toplum kuruluşlarının baskı altında olmaktan çıkarılması,
• Sendikal hakların korunması ve genişletilmesi,
• Gençlerin ve kadınların siyasete daha aktif katılımının teşvik edilmesi gerekmektedir.

Basın Özgürlüğü ve Demokratik Bilinçlenme.
Demokrasi, ancak bilgilenmiş bir toplum tarafından korunabilir. Bağımsız medyanın güçlendirilmesi ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması, halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağlar. Türkiye’de AKP iktidarının medya üzerindeki baskılarının kaldırılması, gazetecilerin özgürce çalışabilmesi ve sosyal medyanın sansürlenmemesi, demokratik bilincin gelişmesi açısından önemlidir.
Bununla birlikte, demokratik değerlerin eğitim sisteminde daha fazla yer alması da önemli bir adım olabilir. Eleştirel düşünme becerisi kazandıran eğitim modelleri, uzun vadede demokratik kültürün kökleşmesine katkı sağlayacaktır.

Ekonomik Eşitlik ve Sosyal Adalet
Demokrasinin güçlenmesi, sadece siyasi reformlarla değil, ekonomik ve sosyal politikalarla da mümkündür. Ekonomik eşitsizlikler arttıkça, halkın yönetime olan güveni azalır ve otoriter eğilimler güçlenir. Tıpkı günümüzde olduğu gibi. Gelir dağılımındaki adaletsizlikleri gidermek, sosyal devlet anlayışını güçlendirmek ve yoksullukla mücadele etmek, demokrasinin sürdürülebilirliğini destekler.

Türkiye’de demokrasiyi güçlendirmek, yalnızca anayasal değişikliklerle değil, toplumsal bilinci ve kurumları güçlendiren bütüncül reformlarla mümkündür. Hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, sivil katılım ve ekonomik adalet gibi temel ilkeleri sağlamlaştırarak, daha katılımcı, daha şeffaf ve daha güçlü bir demokrasi inşa edebiliriz.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments