Eğitim Sen, 2026-2027 yıllarını kapsayacak 8. Dönem Kamu Toplu Sözleşme görüşmeleri öncesinde ülke genelinde olduğu gibi Çaycuma’da da bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması başta olmak üzere çeşitli talepler dile getirildi.
7 milyona yakın kamu emekçisi ve emeklisini doğrudan ilgilendiren 8. Dönem Kamu Toplu Sözleşme görüşmelerinin 1 Ağustos 2025’te başlayacak olması nedeniyle Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği, Çaycuma Öğretmenevi önünde toplanarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Basın açıklamasına Eğitim Sen üyelerinin yanı sıra emekliler, CHP Çaycuma İlçe Başkanı Fahri Diler, ADD Çaycuma Şube Başkanı Ercan Başar ve Çaycuma Çevre Gönüllüleri Sözcüsü Züleyha Nur da destek verdi.
İsrail’in İran Saldırısı ve Bölgedeki Savaş Riski Vurgulandı
Basın açıklaması öncesinde güncel gelişmelere değinen Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, İsrail’in İran’a yönelik saldırısını kınayarak Ortadoğu’daki gerilimin bölge halkları için yeni bir felakete yol açabileceği uyarısında bulundu. Akyol, “ABD Emperyalizmi ve Siyonizm yapımı olan, bölge gerici rejimlerinin de içinde olduğu BOP’u yeni bir aşamaya geçirten İsrail’in İran’a saldırısı ile tüm bölgeyi içine alabilecek bir savaşın fitili de ateşlenmiştir. Ülkemizi de felakete sürükleme potansiyeli taşıyan, diğer tüm savaşlar gibi bu savaş da halkların ve emekçilerin aleyhinedir” dedi. Ayrıca, ABD üslerinin derhal kapatılması ve savaşı besleyen tüm ekonomik ve siyasi politikalara son verilmesi çağrısında bulunuldu.
Kamu İşçilerine Destek ve Birlik Çağrısı
Akyol, Türk-İş üyesi kamu işçilerinin Ankara’da Hazine ve Maliye Bakanlığı önüne düzenlediği yürüyüşe de değinerek dayanışma mesajı verdi. “Altı yüzbin kamu işçisini kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmesinde iktidarın yüzde 16’lık zam teklifine karşı grev çağrısında bulunarak Ankara’da Hazine ve Maliye Bakanlığına yürüyüş düzenleyen Türk-İş’in eylemine Zonguldak’tan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) üyesi maden işçileri de katıldı. Buradan hak arayan işçilere dayanışma dileklerimizi iletiyoruz” diyen Akyol, tüm sendikalara ve emek örgütlerine “gelin emeğin, emekçinin hakları için birleşelim” çağrısında bulundu.
“Kaybeden Hep Biz Olduk”: Geçmiş Toplu Sözleşme Süreçlerine Eleştiri
Basın açıklamasının ana gündemi olan toplu sözleşme süreciyle ilgili konuşan İsmet Akyol, geçmiş yedi dönem toplu sözleşme görüşmelerinin kamu emekçileri açısından büyük hayal kırıklıklarıyla sonuçlandığını belirtti. Akyol, “Toplu Sözleşme adı altında geçmişte 7 dönemde kaybeden hep biz olduk. Toplu sözleşmeler, maaş zammına indirgenmiş; demokratik, sosyal ve özlük haklarımız sürekli ötelenmiş, eğitim emekçilerinin sesi kesilmeye çalışılmış, susturulmak istenmiştir” ifadelerini kullandı.
Eğitim Emekçilerinin Talepleri Sıralandı
Akyol, OECD ülkeleri arasında en düşük gelir seviyesine sahip eğitim emekçilerinin mesleki itibar kaybı yaşadığını vurgulayarak, artan enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin kamu emekçilerini yoksulluk ve gelecek kaygısı içine hapsettiğini dile getirdi. Bu durumun sorumlusu olarak “emekçileri masada temsil edemeyen yetkili sendika ve siyasal iktidar ortaklığını” gösterdi.
Eğitim Sen’in 8. Dönem Toplu Sözleşme’ye ilişkin başlıca talepleri ise şu şekilde sıralandı:
- En düşük kamu emekçisi maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, reel enflasyon esas alınarak maaşlardaki alım gücü kaybı telafi edilmeli ve refah payı uygulaması hayata geçirilmelidir.
- Taban aylık yükseltilmeli, tüm ek ödemeler emekliliğe yansıtılmalı, ek ders ücretleri %50 artırılarak temel maaşa orantılı hale getirilmelidir.
- Gelir vergisi dilimleri adil hale getirilmeli, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.
- Kira, yakacak, çocuk, kreş, ulaşım gibi tüm sosyal yardımlar artırılmalı, kira yardımı dahil temel yaşam giderlerine destek sağlanmalıdır.
- Eğitim ödeneği, tüm eğitim ve bilim emekçilerine en az bir maaş tutarında verilmelidir.
- Ücretli, sözleşmeli ve vekil öğretmenlik uygulamaları kaldırılmalı; tüm öğretmenler kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmelidir.
- Öğretmen alımında mülakat kaldırılmalı; liyakat esas alınmalıdır.
- KHK ile hukuksuz şekilde ihraç edilen eğitim ve bilim emekçileri görevlerine iade edilmelidir.
- 3600 ek gösterge tüm eğitim ve bilim emekçilerine verilmelidir.
- Geçmişe dönük cezai ve idari sicil kayıtları affa tabi tutulmalı, sicil affı hayata geçirilmelidir.
- Angarya çalışmaya son verilmeli, mesai saatleri dışı görev tanımlarına son verilmelidir.
- Kamusal ve parasız kreşler tüm kamu kurumlarında açılmalıdır.
- Kadınlara yönelik mobbing ve ayrımcılığa karşı etkin yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
- Eşit işe eşit ücret uygulanmalı, mali ve sosyal haklar tüm kamu kurumlarında standart hale getirilmelidir.
- MEB bünyesindeki idari ve teknik personelin özlük hakları ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.
- Akademik ve idari personelin ekonomik, sosyal ve demokratik hakları güvence altına alınmalı; üniversitelerdeki ücret adaletsizlikleri giderilmelidir.
- 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile getirilen emekli maaşı düşüşü iptal edilmeli; aylık bağlanma oranı 2008 öncesine geri çekilerek emekli maaşları artırılmalıdır.
- Kamusal eğitimin ticarileştirilmesine ve ÇEDES benzeri projelerle dinselleştirilmesine son verilmelidir.
- Her öğrenciye ücretsiz, sağlıklı bir öğün yemek ve temiz su sağlanmalıdır.
- Acilen en az 150 bin öğretmen ataması yapılmalı ve idari, teknik, yardımcı personel açıkları kadrolu istihdam yoluyla giderilmelidir.
Eğitim Sen, toplu sözleşme sürecinin iktidarın belirlediği dar çerçevelere sıkıştırılamayacağını ve tüm kamu emekçilerinin örgütlü gücünün belirleyici olacağını belirtti. Akyol, “Buradan yetkili sendikaya da sesleniyoruz: Bu kez masaya kamu emekçilerinin gerçek talepleriyle oturun. O masada yetki sahibi olabilirsiniz ama meşruiyetin sahibi biziz!” ifadeleriyle çağrıda bulundu.
Sendika, ağustos ayıyla sınırlı kalmaksızın, grevli toplu sözleşme hakkı başta olmak üzere tüm talepleri için her alanda mücadeleyi sürdüreceğini kamuoyuna duyurdu.
