Zonguldak’ın köklü kültüre sahip ilçesi Çaycuma, Karadeniz geleneklerini madenci ve tarım toplumu kimliğiyle birleştiren çok renkli örf ve adetlere sahipti. İlçede evlilik merasimleri, bayramlaşma törenleri, pazar kültürü ve el sanatları geçmişte özgün ritüellerle yaşatılıyordu. Bu geleneklerin izleri, yöre halkının günlük konuşmasında kullandığı deyim ve sözcüklerde hâlâ sürüyor.
Düğünler Üç Gün Sürerdi
Eskiden Çaycuma’da düğünler genellikle üç gün sürer ve adeta tüm köyün katıldığı büyük bir imece şenliğine dönüşürdü. Evlilik çağına gelmiş kızı olan aileler, evlerinin damına bir şişe koyarak bunu çevreye duyururdu. Düğünden önce taraflar bir araya gelerek giyecek, takı ve eşya masraflarını kararlaştırır; damat tarafı bu çeyiz masraflarını üstlenirdi.
Kına gecesinde misafirlere “kız helvası” adı verilen tatlılar ikram edilir, kayınpederin ayakkabısını saklama gibi eğlenceli oyunlar oynanırdı. Gelin damat evine adım atarken uğur getirmesi ve evliliğin kalıcı olması amacıyla kapıda bardak/testi kırma, koyun postuna basma, kapı eşiğine yağ veya kül sürme gibi köklü Orta Asya kökenli gelenekler uygulanırdı. Gerdek sabahının ardından “duvak” töreni yapılır, gelinlik çıkarılarak “paçalık” adı verilen yöresel kıyafet giydirilirdi. Düğünden iki gün sonra ise “üçgünleme” adı verilen aile büyüklerini ziyaret edip el öpme adeti gerçekleştirilirdi.
Davetiye Yerine Tatlı ve Tavuk Gönderilirdi
Çaycuma köylerinde geçmişte düğün davetiyesi yerine hatırı sayılır kişilere, akrabalara ve köy büyüklerine tatlı, helva ya da tavuk gönderilerek düğüne çağrı yapılırdı. Birinci ve ikinci derece akrabalara kızarmış tavuk, diğer davetlilere ise baklava başta olmak üzere lokum ve çeşitli tatlılar ikram edilirdi . Günümüzde bu gelenek büyük ölçüde terk edilmiş olsa da kültürel mirası yaşatmak adına bazı kişiler tarafından sembolik olarak sürdürülmeye çalışılıyor.
“Cumaya Gitmek”: Pazar Kültürünün Deyimi
Çaycuma yerel halkının dilinde geçmişten bugüne yerleşmiş özel bir deyim vardı: Yerel halk alışverişe veya ilçe merkezine gideceği zaman “çarşıya/pazara gidiyorum” demez, “Cumaya gidiyorum” derdi. Bu söyleyişin ilçenin adına bile kaynaklık ettiği rivayet edilir; Cuma günleri Filyos Çayı kenarında kurulan pazara gelen halkın “çaya, cumaya gidiyorum” sözünün zamanla “Çaycuma”ya dönüştüğü anlatılır . İlçede kurulan büyük halk pazarı, sadece bir ticari alışveriş alanı değil; çevre köylerdeki insanların bir araya geldiği, hasret giderdiği ve toplumsal bağlarını güçlendirdiği en önemli kültürel buluşma noktasıydı.
Yöre Halkının Dilinden Gelenekler: Yerel Sözcükler ve Deyimler
Çaycuma’nın gelenekleri, yöre halkının günlük dilinde kullandığı sözcüklere de yansımıştı. İşte o ifadelerden bazıları :
Gavil: Söz kesme. Düğün sürecinin ilk aşamalarından biri olarak kullanılırdı.
Gayına / Gayınta: Kaynana / kayınpeder. Düğün ritüellerinde sıkça geçen akrabalık terimleri.
Eyinbaş: Giyecek. Çeyiz ve urba kesme geleneğinde kullanılan bir sözcük.
Urba: Giysi, kıyafet. “Urba kesme” geleneğinin adında yaşayan bir kelime.
Herene: Büyük tencere. Düğün ve bayram yemeklerinin pişirildiği kaplar için kullanılırdı.
Horata: Kınanın erkek evinde yapılanı . Düğün eğlencelerinin ayrılmaz parçası.
Kömüş: Manda. Çaycuma’nın tescilli manda yoğurdu kültürünün dildeki karşılığı.
Hıştama: Sus. Kalabalık düğün ortamlarında kullanılan bir uyarı sözcüğü.
Cıllama: Tiz sesle bağırma. Düğünlerdeki coşkulu anları anlatan bir ifade.
Bıldır: Geçen yıl. “Bıldırki düğün” gibi ifadelerde geçerdi.
El Sanatları ve Yöresel Giyim
Kültürel kimliğin bir parçası olan el sanatları geçmişte Çaycuma’da yoğun biçimde yaşatılıyordu. Keten liflerinden ev tezgahlarında dokunan ve iç çamaşırı, gömlek yapımında kullanılan “Pelement Bezi” tarihi bir kumaş olarak bilinirdi. Filyos Nehri kenarında yetişen saz ve söğüt dallarından örülen geleneksel el yapımı sepetler, tarım işlerinde kullanılırdı. Yöresel giyimde ise kadınlar başlarına “fes”, üzerine pullu/oyalı yemeni (abacuk) ve en üste “atça” adı verilen yazmalar bağlardı. Bu başörtülerine yörede “pov” da denirdi .
Mutfakta Manda Yoğurdu ve Beyaz Baklava
Geleneksel törenlerin ve misafirliklerin vazgeçilmezi Çaycuma’nın tescilli manda yoğurduydu. Düğünlerde ve bayramlarda misafirlere mutlaka etli yemekler, uğmaç çorbası, tirit, malay, cevizli kömbeç ve el açması meşhur “beyaz baklava” ikram edilirdi. Eğlencelerde ise davul-zurnanın yanı sıra köçek ekipleri yer alır ya da kadınlar arasında tef ve teneke çalınarak yöresel türküler eşliğinde oynanırdı.
Çaycuma’da eskiden yaşatılan bu köklü gelenekler, günümüzde büyük ölçüde unutulmaya yüz tutmuş durumda; bazıları ise sembolik olarak yaşatılmaya çalışılıyor. Ancak yöre halkının dilinde yaşayan “Cumaya gitmek”, “gavil”, “horata” gibi sözcükler, bu kültürün izlerini geleceğe taşımaya devam ediyor.
