Her kentin bir hikâyesi vardır. Ama o hikâyeyi yazmazsanız, ya unuttururlar ya başkaları yazar. Çaycuma’nın sokaklarında, köy yollarında, derelerinde, pazar yerlerinde yazılmamış bir tarih sessizce bekliyor.
Hafıza Kaybı Kentin En Sessiz Tehlikesidir
Çaycuma, Zonguldak’ın bereketli ilçesi olarak bilinir. Ama bu bereket yalnızca toprakta kalırsa, geçmişin izleri hızla silinir. Şehir belleği dediğimiz şey, sadece yaşlıların hafızasında kalmaz; kitapta, belgede, arşivde, müzede, tabelada görünür olursa yaşar.
Çaycuma’nın eski fotoğrafları nerede?
Köylerin kuruluş hikâyeleri kimde?
Eski ustaların, zanaatkârların, köy öğretmenlerinin, mübadil ailelerin hatıraları kayıt altına alınmazsa, birkaç kuşak sonra bu toprakların geçmişini Google’dan arar hâle geliriz.
Kendi Hikâyemizi Kendimiz Yazmazsak…
Tarih, kimlik, hafıza; bunlar sahip çıkılmazsa kaybolur. Çaycuma’nın hikâyesini dışarıdan gelen tarihçiler, yatırımcılar, siyasi propagandalar yazar. O hikâye de bizim değil, onların hikâyesi olur.
Bu yüzden, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve halk birlikte harekete geçmeli. Çaycuma Kent Belleği Arşivi, Sözlü Tarih Çalışmaları, Köy Monografileri, Yerel Kültür Yayınları başlatılmalı.
Çünkü unutmamalıyız ki, kendi hikâyesini yazamayan kentler, başkalarının senaryosunda figüran olmaya mahkûmdur.
