Bir Vadinin Kanatları: Çaycuma Havalimanı’nın Hikâyesi

Bir zamanlar bu vadiye havaalanı yapılacağı söylendiğinde, dudak bükerek “buraya uçak mı iner?” diyenler az değildi. Sisli, taşkın riski olan, etrafı tepelerle çevrili bir ovada, modern bir havaalanı fikri o yıllarda pek ciddiye alınmadı.
Ama 25 yıl sonra, aynı pistten bugün Almanya’ya, Belçika’ya, Hollanda’ya yüzlerce yolcu gidiyor ve geliyor.
Kimi yeni yurtlarına, kimi annesinin yanına, kimi torununu görmeye, kimi de yıllar önce bıraktığı toprağa dönüyor.
O pistte artık yalnız uçaklar değil, hasret ve bağlılık da iniş-kalkış yapıyor.
Bir Selin Ardından Gelen Direniş
Çaycuma Havalimanı’nın hikâyesi kolay yazılmadı.
Temeli 1995’te atıldı, 1998’de tamamlandı ama büyük sel felaketinde pist bir metreye yakın su altında kaldı. “Bitti bu iş” diyenler olmuştu.
Ama yılmadılar.
1999’un Mart ayında, Bülent Ecevit’in katıldığı törende, ilk THY uçağı pistten havalandı.
Kısa sürede ekonomik gerekçelerle kapatıldı, sonra tekrar açıldı, bir daha kapandı, sonra yeniden canlandırıldı.
Her kapanışın ardından birileri, “gerek yoktu zaten” dedi;
ama her açılışta o sözler unutuldu. Çünkü bu pist, yerel bir iradenin ısrarıyla ayakta kaldı.
| Kokaksu Havaalanı / 1945 |
|
Bülent ECEVİT/ 1999 |
Kökleri Daha Eski: 1939’dan Bugüne
Aslında bu vadiye ilk pist düşüncesi çok daha eskiye, İkinci Dünya Savaşı yıllarına dayanıyor.
Zonguldak Kokaksu Havaalanı, 1939-1945 yılları arasında savunma amaçlı bir askerî havaalanı olarak inşa edildi. O dönemde, Karadeniz kıyılarının stratejik önemi nedeniyle Saltukova civarında yapılan bu pist, bölgenin kaderine yön veren ilk havacılık adımıydı.
Bugün hâlâ Saltukova Beldemizde o yıllardan kalma uçak barınakları ayakta duruyor, pas tutmuş ama geçmişin izlerini taşıyan sessiz tanıklar gibi.
1957-1960 yılları arasında burada sivil uçak seferleri yapıldı; hatta ücrete tabi turlar düzenlendi. O yıllarda başta İsmet İnönü olmak üzere birçok devlet büyüğü ve siyasetçi, bölgeye yaptıkları ziyaretlerde bu havaalanını kullandılar.
Yani Çaycuma semalarına inen ilk uçaklar, aslında bugünkü havalimanının öncülleriydi.
Modern Çaycuma Havalimanı, geçmişte atılmış o cesur adımların mirasını yeniden canlandırdı.
Bir Zamanlar Karşı Çıkılan Bir Fikir
Elbette mühendislik açısından eleştirilecek noktalar vardı.
Taşkın ovası, sisli hava, yaklaşma hattındaki tepe engeli…
Ama mesele sadece teknik değil, aynı zamanda vizyon meselesiydi.
Bir coğrafyanın kendi kaderini belirleyebilmesi için, önce ulaşılabilir olması gerekir.
Havalimanı, Zonguldak ve Bartın’ı Türkiye’nin geri kalanına bağlayan tek hava kapısı oldu.
Bugün o eleştirilerin çoğu geride kaldı, ama o dönemde gösterilen vizyon hâlâ ayakta duruyor.
Diasporanın Köprüsü
Belki de en çok duası, Almanya’da, Belçika’da, Hollanda’da yaşayan Avrupalı Türklerin bu pisttedir.
Yılın 12 ayı, 54 haftası Düsseldorf’tan, Dortmund’tan kalkan uçaklar, Saltukova semalarında birer memleket seferi yapıyor.
Uçak dolusu insanlar, bir bavul dolusu özlemle iniyor Çaycuma’ya.
Bu uçuşlar sadece ulaşım değil, kültürel bir bağın yeniden kurulması anlamına geliyor.
Almanya’da büyüyen ikinci kuşak için bu seferler, “memlekete inişin son şansı” değil; kimliğe dokunmanın yolu.
Ekonomik ve Stratejik Katkı
Bugün Çaycuma Havalimanı, sadece bir yolcu noktası değil, Filyos Vadisi’nin, Organize Sanayi’nin ve Batı Karadeniz’in tamamlayıcı halkası.
Sanayi, liman,demir yolu ve kara ulaşımı eksenine havayolu eklendiğinde, bu bölge lojistik bir merkez hâline geliyor.
İlerleyen dönemde kargo taşımacılığı ve iş seyahatleriyle havalimanı, ekonomik büyümenin itici unsurlarından biri olmaya aday.
Ayrıca sezonluk yoğunlukla beraber yerel istihdam artıyor: güvenlik, yer hizmetleri, ulaşım ve konaklama gibi alanlarda yüzlerce kişiye geçim kaynağı sağlanıyor.
Bir zamanlar “buraya uçak inmez” denilen yer, bugün yeni bir yaşam hattı sunuyor.
Sonuç: Bir Pistten Fazlası
Çaycuma Havalimanı bir ulaşım yatırımı değildir sadece.
O, bir inancın, bir ısrarın ve bir toplumsal ihtiyacın ürünü.
Gökten inen her uçak, geçmişteki tereddütlere verilen bir cevaptır.
Bugün yapılması gereken, bu potansiyeli daha da büyütmek:
Dış hat seferlerinin sürekliliğini sağlamak, genç istihdamını artırmak, kargo ve turizm bağlantılarını güçlendirmek.
Bir vadide inşa edilen bu pist, aslında bir bölgenin özgüvenidir.
O yüzden, bazen bir havaalanı sadece uçakların değil;
bir halkın geleceğe kanatlanma hikâyesidir.














