Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sezai Bilici

Çöplükten Yaşam Alanına: Bir Çaycuma Hikâyesi

Çöplükten Yaşam Alanına: Bir Çaycuma Hikâyesi

Bir zamanlar burnumuzu tutarak geçtiğimiz yerlerde, bugün kahvemizi yudumluyor, çocuklarımızla vakit geçiriyoruz. Çaycuma’nın değişimini anlatmak için bazen tek bir yere bakmak yeterli: Yaşampark.

Şöyle bir on iki yıl öncesine gidelim…

Bugün ailelerin çocuklarıyla gezdiği, gençlerin spor yaptığı, insanların yürüyüşe çıktığı, dostların bir araya gelip çayını kahvesini içtiği Filyos Çayı’nın kenarını hatırlıyor musunuz?

Hani şu eskiden Çaycuma’nın çöplerinin döküldüğü yeri…

Evet, yanlış duymadınız. Bugün şehrimizin en güzel yaşam alanlarından biri olan Yaşampark, bir zamanlar bildiğimiz şehir çöplüğüydü.

Çöplerin gelişigüzel döküldüğü, çevreye hiç de hoş olmayan görüntülerin hâkim olduğu o alanın bugünkü hâlini o yıllarda birisi bize anlatsaydı, herhâlde pek çoğumuz inanmazdık.

Ama oldu.

Hem de öyle küçük dokunuşlarla değil, bir bölgenin kaderini değiştiren büyük bir dönüşümle.

Önce Çöpler Gitti, Sonra Hayat Geldi

Bir düşünün…

Dün çöplerin döküldüğü yerde bugün çocuklar koşuşturuyor. İnsanlar sabah yürüyüşlerini yapıyor, bisikletlerine biniyor, spor yapıyor. Aileler piknik alanlarında buluşuyor, gençler kafelerde sohbet ediyor.

Irmak Kafe, Piramit Kafe, yürüyüş yolları, spor alanları, çocuk parkları, kameriyeler…

Ardından doğal gölet, kanolar, deniz bisikletleri…

Bölgenin en büyük kapalı pazaryeri ve minibüs terminali de bu dönüşümün önemli parçaları oldu.

Bir zamanlar kimsenin gitmek istemediği bir yer, bugün insanların özellikle gitmek istediği bir yere dönüştü.

Bence konunun en güzel tarafı da tam olarak bu.

Bir şehrin değişmesi, yalnızca yeni binalar yapılması değildir. İnsanların yaşadığı şehirden keyif almaya başlamasıdır.

Bir de Çektirme Geldi…

Yaşampark’ın en dikkat çekici köşelerinden biri de kuşkusuz Çektirme Kafe.

Filyos Çayı’nın kıyısında yükselen o geleneksel ahşap gemi, sadece bir kafe değil aslında.

Geçmişin bir hatırası…

Bir zamanlar Bartın Çayı’nda ve Karadeniz kıyılarında yük taşıyan, bölgenin ticaretine hayat veren çektirmelerin kültürel mirasını bugüne taşıyan güzel bir eser.

İnsan bazen düşünüyor: Deniz kıyısında olmayan bir ilçede, denizcilik kültürünü böylesine görünür kılmak kimin aklına gelirdi?

Üstelik şimdi bununla da yetinilmiyor.

Devlet Demiryollarından alınan eski tren vagonlarının restore edilerek demiryolu müzesine dönüştürülmesi projesi de devam ediyor.

Bir tarafta nehir taşımacılığının geçmişi, diğer tarafta demiryollarının hatırası…

Çaycuma, geçmişini unutmadan geleceğini kurmaya çalışıyor.

Bir Cadde Düşünün, Her İki Tarafı da Hayat Dolu

Aslında değişim sadece Yaşampark’la sınırlı değil.

Bir zamanlar şehrin kenarında kalan bu bölge, bugün Çaycuma’nın yeni merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor.

Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlüğü yeni hizmet alanlarında faaliyete başladı. Adliye ve Ticaret ve Sanayi Odası gibi kurumların da çok yakın zamanda bölgedeki yerlerini alması bekleniyor.

Bir tarafta resmi kurumlar, diğer tarafta Yaşampark…

Aralarında uzanan geniş bir bulvar…

Şimdiden insanın aklına Paris’in ünlü Şanzelize Caddesi geliyor. Elbette Çaycuma’nın kendine özgü ölçüsü ve kimliğiyle…

Kim bilir, belki birkaç yıl sonra bugün gördüğümüzden çok daha hareketli, çok daha canlı bir şehir merkeziyle karşılaşacağız.

Çünkü şehirler bazen merkezlerini de değiştirir. Dün arka planda kalan yerler, yarının en değerli noktalarına dönüşür.

Peki, Bu Değişimin Arkasında Kim Var?

Elbette bir şehrin dönüşümü kendiliğinden gerçekleşmiyor.

Birilerinin hayal kurması, plan yapması, risk alması, sabretmesi ve en önemlisi başladığı işi takip etmesi gerekiyor.

İşte bu noktada Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın hakkını teslim etmek gerekiyor.

Bir zamanların çöp döküm alanını alıp bugün tüm bölgeye hizmet eden bir yaşam alanına dönüştürmek, sıradan bir belediyecilik hizmeti olarak görülemez.

Bu, vizyon meselesidir.

Elbette yapılan her iş eleştirilebilir. Eksikler söylenebilir, daha iyisi istenebilir. Zaten bir şehrin gelişmesi için bunlar da gereklidir.

Ancak güzel yapılan işleri görmezden gelmek de haksızlık olur.

Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, Çaycuma için ortaya konulan bu değişimi takdir etmek gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü sonuçta kazanan bir siyasi parti ya da bir kişi değil, Çaycuma ve Çaycumalılar.

Bir Gün Yolunuz Düşerse…

Yaşampark’a bir gün yolunuz düşerse şöyle bir etrafınıza bakın.

Çocukların sesini dinleyin. Yürüyüş yapan insanları izleyin. Filyos Çayı’nın kıyısında oturup bir çay için.

Sonra da on iki yıl öncesini hatırlamaya çalışın.

O çöplüğü…

O kötü görüntüyü…

O kullanılmayan alanı…

Ve kendinize şu soruyu sorun:

“Buradan böyle bir yer çıkacağını kim hayal edebilirdi?”

İşte bir şehrin değişimi bazen tek bir fotoğrafa sığar.

Öncesi ve sonrası…

Bir tarafta çöplük, diğer tarafta yaşam.

Ve bana sorarsanız bu hikâyenin en güzel yanı, henüz bitmemiş olması.

Çünkü Çaycuma değişmeye devam ediyor.

Kalın sağlıcakla…

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler