Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Talip Oruç

Çaycuma’da 12 Yıl: Babasının İzinde Bir Kentin Hikâyesi

Çaycuma’da 12 Yıl: Babasının İzinde Bir Kentin Hikâyesi

Bir şehrin değişimini anlamak için bazen rakamlara değil, sokaklara bakmak gerekir.

Çaycuma’da da son 12 yılda gözle görülür bir değişim yaşandı.

Bülent Kantarcı, 2014 yılında Çaycuma Belediye Başkanı seçildiğinde aslında tanıdık bir koltuğa oturuyordu. Babası Nihat Kantarcı, 1955-1973 yılları arasında üç dönem Çaycuma Belediye Başkanlığı yapmıştı. O yıllarda kasabadan modern bir yerleşime geçişin temelleri atılmıştı. Aradan 41 yıl geçtikten sonra oğul Kantarcı, babasının bıraktığı yerden devam etme sorumluluğunu üstlendi. Kendisi de bu durumu, “Çaycuma Belediye Başkanlığına seçilmemi sağlayan önemli unsurlardan biri de babamın efsanevi ismidir” sözleriyle ifade etmişti.

2019 ve 2024 seçimlerinde de vatandaşın karşısına çıktı ve görevine devam etti. 2024 seçimlerinde oyların yüzde 53,78’ini alarak üçüncü dönemine başladı.

Aradan geçen yıllarda Çaycuma’da neler değişti diye düşündüğümüzde, karşımıza sadece birkaç proje değil, kentin günlük hayatına dokunan oldukça geniş bir çalışma çıkıyor.

Önce altyapı…

Doğalgaz çalışmalarıyla birlikte kazılan yollar, kanalizasyon ve yağmur suyu hatları, içme suyu çalışmaları, elektrik hatlarının yer altına alınması…

Bunlar yapılırken vatandaşın sabrı da sınandı. Çünkü altyapı işi biraz böyledir. Yapılırken kimse memnun olmaz, bittikten sonra neden yapıldığını daha iyi anlarsınız.

Ardından kentte yeni bir anlayış ortaya çıkmaya başladı.

Yaşam Park, Gazi Park, Dere Park, spor alanları, Atatürk Spor Merkezi, bisiklet yolları, yaya alanları…

Çaycuma’nın sadece işe gidilip gelinen bir yer değil, insanların vakit geçirebildiği bir kent olması için adımlar atıldı.

Bence burada özellikle Yaşam Park’ın ayrı bir yeri var. Çünkü bir şehrin gelişmişliği sadece betonla ölçülmez. İnsanların oturabileceği, yürüyebileceği, çocukların oynayabileceği, gençlerin spor yapabileceği alanlar da o şehrin kalitesini gösterir.

Bir başka önemli konu ise sosyal belediyecilik.

Halk Lokantası bunun en somut örneklerinden biri. Bugün ekonomik şartları düşündüğümüzde, uygun fiyatla sıcak yemek yiyebilmek birçok insan için küçümsenecek bir mesele değil. Bir öğrenci için, emekli için, işçi için, esnaf için…

Bazen büyük bir projeden çok, günlük hayatı kolaylaştıran küçük gibi görünen bir hizmet daha fazla anlam taşıyabiliyor.

Ücretsiz cenaze hizmetleri, sosyal destekler, çocuklara yönelik çalışmalar, spor ve kültür faaliyetleri de bu anlayışın diğer tarafını oluşturuyor.

Çaycuma’da dikkat çeken başka bir konu da belediyenin kendi imkânlarını artırma çabası.

Geri dönüşüm tesisi, kent mobilyaları üretimi, beton ve parke çalışmaları, enerji yatırımları…

Bunların hepsi belediyenin sadece hizmet satın alan değil, bazı alanlarda kendi üretimini yapmaya çalışan bir yapıya dönüşme arzusunu gösteriyor.

Ama burada bir parantez açmak gerekiyor. Çaycuma’da yapılan her şeyi belediyenin tek başına yaptığı şeklinde anlatmak doğru değil. Bazı projelerde devlet kurumlarının, bazı çalışmalarda farklı kurumların, destek programlarının veya iş birliklerinin katkısı var. Bunu birbirinden ayırmak lazım. Çünkü yapılan bir hizmeti doğru anlatmanın yolu, kimin ne yaptığını da doğru söylemekten geçiyor.

Çaycuma’da bugün yeni bir dönemin önemli başlıklarından biri ise Filyos Irmağı.

Kordon Boyu Projesi… Irmakla kentin yeniden buluşması açısından önemli bir çalışma. Yürüyüş alanları, bisiklet yolları, yeşil alanlar ve sosyal kullanım alanlarıyla Filyos Irmağı’nın Çaycuma’nın hayatında daha fazla yer alması hedefleniyor.

İlk adımlar atıldı. Ama burada da asıl mesele projenin tamamlanması ve vatandaşın gerçekten kullanabileceği bir yaşam alanına dönüşmesi. Çünkü proje çizmek başka, onu yaşatmak başka.

Şimdi dönüp Çaycuma’ya baktığımda kendime şu soruyu soruyorum:

12 yılda çok şey değişti mi?

Evet.

Ama başka bir soru daha var: Peki bundan sonra ne olacak?

Bence Çaycuma’nın artık konuşması gereken asıl konu bu.

Trafik ne olacak? Kent merkezindeki yoğunluk nasıl çözülecek? Gençler için daha fazla ne yapılabilir? Çaycuma’nın tarım ve üretim potansiyeli nasıl değerlendirilecek? Filyos Irmağı gerçekten kentin yaşam alanına dönüşebilecek mi? OSB’nin oluşturduğu ekonomik hareketlilik Çaycuma esnafına ve vatandaşına ne kadar yansıyacak?

Ve belki de en önemlisi… Çaycuma büyürken kendi kimliğini ve doğasını koruyabilecek mi?

Bir belediye başkanının yaptığı hizmetleri konuşmak elbette önemli. Ama bence daha önemlisi, yapılanların üzerine yeni şeyler koyabilmek.

O yüzden bugün Çaycuma’nın geçmiş 12 yılına bakarken ne sadece alkışlamak ne de yapılanı yok saymak doğru. En doğrusu, yapılanları hakkıyla teslim etmek ve bundan sonrası için birlikte düşünmek.

Çünkü bu şehirde son 12 yılda ciddi bir emek var. Altyapıdan parka, sosyal hizmetten üretime kadar geniş bir alanda mesai harcandı. Bunu görmezden gelmek haksızlık olur.

Ama şehirler hiçbir zaman “tamamlandım” demez. Her yapılan yol yeni bir ulaşım ihtiyacını, her yapılan park yeni bir beklentiyi, artan nüfus yeni bir hizmet talebini beraberinde getirir. Bu da gayet normaldir.

Yani mesele “yapılanlar yeterli mi, değil mi” tartışmasından öte, “yapılanların üzerine nasıl daha iyisini koyarız” meselesidir.

Çaycuma’nın daha güzel, daha yaşanabilir ve daha güçlü bir kent olması hepimizin ortak meselesi. Bu yolda atılan her adım kıymetlidir; atılacak her yeni adım da hepimizin sorumluluğudur.

Bir de doğum günü…

Dün Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın doğum günüydü. Kendisini kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu nice yaşlar diliyorum.

Çaycuma için daha yapacak çok iş, konuşacak çok konu var.

 

Biz de konuşmaya devam edeceğiz.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler