Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

EĞİTİM SEN’DEN OKULLARDA ŞİDDETE TEPKİ

“GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ”

"GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ"

EĞİTİM SEN’DEN OKULLARDA ŞİDDETE TEPKİ: “GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ”

Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde öğrencileri hedef alan silahlı saldırıya ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, saldırıda 11 öğrencinin yaralandığı hatırlatılarak, okullarda artan şiddet olaylarına karşı acil önlemler alınması çağrısında bulunuldu.

Açıklamada şöyle denildi

“MANİSA’DAKİ SALDIRI: MÜNFERİT VAKA DEĞİL, YAPISAL KRİZİN SONUCU”

“Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde, sabah saatlerinde öğrencileri hedef alan silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmıştır. Okullarda her geçen gün tırmanan şiddet olayları ve öğrencilerin yaşam hakkını tehdit eden saldırılar, artık münferit vakalarla geçiştirilebilecek basit bir asayiş sorunu olarak görülemez. Okullarda yaşananlar; eğitim sistemimizin içine sürüklendiği yapısal krizin, derinleşen toplumsal şiddet ikliminin ve öğrencilerin can güvenliğini yok sayan ihmaller zincirinin doğrudan bir sonucudur.

MEB’E ELEŞTİRİ: “ŞEKİLCİ DAYATMALAR EĞİTİMİN GERÇEK SORUNLARINI GİZLİYOR”

Millî Eğitim Bakanlığı, bütün enerjisini ve mesaisini “önlük” gibi şekilci dayatmalarla, öğretmenlerin giyim kuşamıyla veya mevzuatın etrafından dolanan yüzeysel düzenlemelerle harcamaktan derhal vazgeçmelidir. Okullarda ve okul çevrelerinde öğrenciler saldırıların hedefi olurken, eğitim emekçileri her gün şiddet riskiyle yüz yüze çalışırken, Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan “güvenli okul güvenli gelecek” talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez. Okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını ve güvenliğini tehdit eden sorunları ve giderek derinleşen şiddet iklimini halı altına süren bu anlayış, MEB’in eğitimin gerçek ihtiyaçlarından ve sahadaki yakıcı gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu açıkça göstermektedir.

GÜVENLİKÇİ YAKLAŞIM DEĞİL, PEDAGOJİK VE SOSYAL DESTEK MEKANİZMALARI

Okulları aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştüren, eğitim kurumlarının toplumsal ve demokratik dokusunu zedeleyen ve öğrencileri potansiyel birer “suç öznesi” olarak gören yaklaşımlar çözümsüzlüğü daha da derinleştirmektedir. Bu doğrultuda kalıcı çözüm, okulları sadece güvenlikçi bir anlayışa teslim etmekte değil; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile Sosyal Hizmet uzmanlarını eğitim sürecinin tam merkezine koymakta yatmaktadır. Okullarda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesi sıradan kontenjan hesaplarına ya da masa başında belirlenen sayılara göre değil; her okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik koşulları, öğrencilerin ihtiyaçları ve somut riskler dikkate alınarak planlanmalıdır. MEB, eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara şekilci ve polisiye yöntemlerle yaklaşmaktan vazgeçmeli; önleyici, koruyucu, pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmelidir.

KALABALIK SINIFLAR VE SINAV ODAKLI MÜFREDAT SORUNU

Eğitim sisteminin uzun süredir devam eden temel sorunlarından biri olan kalabalık sınıf mevcutları derhal azaltılmalı, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Müfredat ise sadece sınava odaklı eleme ve yarıştırma mantığından çıkarılarak; öfke kontrolü, akran zorbalığıyla mücadele, kültür, sanat ve sporla desteklenen güçlü bir pedagojik yapıya kavuşturulmalıdır. Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı; bunun yerine öğrencilerin sosyal, duygusal ve pedagojik ihtiyaçlarına yanıt verecek yeterli sayıda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmelidir.

OKULLARDA ŞİDDETİ SONA ERDİRECEK SOMUT ADIMLAR ACİLEN ATILMALIDIR!

Eğitim Sen olarak MEB’e sesleniyoruz; Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, güçlü pedagojik bağların kurulduğu nitelikli ve demokratik okul iklimi inşa etme yönündeki her türlü adım derhal atılmalı, yeni saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemler vakit geçirmeksizin alınmalıdır.

Bu saldırı, çocukların, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin ne kadar hayati bir sorun olduğunu bir kez daha göstermiştir. Okullar; çocukların ve öğrencilerin korkuyla değil güvenle geldiği, kendilerini özgürce ifade ettiği, eğitim emekçilerinin güven içinde çalıştığı yaşam alanları olmak zorundadır. Hiçbir öğrenci okula giderken, hiçbir eğitim emekçisi görevini yaparken şiddet tehdidiyle karşı karşıya kalmamalıdır.

ŞİDDETİN NEDENLERİYLE MÜCADELE KAMUSAL SORUMLULUKTUR

Okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olayları münferit vakalar olarak geçiştirilemez. Şiddeti ortaya çıkaran nedenlerle mücadele edilmesi, okul güvenliğinin pedagojik ilkeler doğrultusunda ele alınması ve bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi kamusal bir sorumluluktur.

HER OKULA PSİKOLOJİK DANIŞMAN, SİLAHA ERİŞİM ENGELLENMELİ

Her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalı, öğrencilerin psikososyal ihtiyaçları gözetilmeli; okul ve çevresinde şiddeti önleyici, çocukların üstün yararını ve pedagojik ilkeleri esas alan kamusal tedbirler hayata geçirilmelidir. Silaha erişimi kolaylaştıran koşullar ortadan kaldırılmalı, bireysel silahlanmayı önleyecek etkili ve caydırıcı düzenlemeler gecikmeden hayata geçirilmelidir.

GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK İSTİYORUZ!

Biz eğitim emekçileri olarak bir kez daha söylüyoruz:
Okullar şiddetin değil, eğitimin ve yaşamın alanıdır.
Çocukların, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği ihmal edilemez.
Güvenli okul, güvenli gelecek istiyoruz!”