Çaycuma Belediyesinin konuğu olarak ilçeye gelen, Mavi Vatan doktrininin isim babası emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in ilçemizden ayrıldıktan sonra yazdığı makalesi şu şekilde:
4 Kasım 2026 tarihinde Çaycuma Belediyesinin daveti üzerine Batı Karadeniz’in bu güzel ilçesini ziyaret ettim ve Mavi Vatan üzerine bir konferans verdim.
Çaycuma’dan büyük bir hayranlık ve geleceğe yönelik umutla ayrıldım. Modern belediyecilik, güçlü altyapı, kent düzeni, dijitalleşme, gelişmiş sosyal tesisler ve en önemlisi mutlu insanlar gördüm.
Ancak beni asıl etkileyen, denizden yaklaşık 20 kilometre içeride bulunan bu ilçenin denizcilik kültürünü sahiplenmesi ve geleceğini denizle bütünleştirme iradesi oldu.
Karadeniz ve Marmara’da yüzyıllarca yük taşımış geleneksel çektirme tipi bir teknenin yeniden inşa ettirilerek Filyos Çayı kıyısında gelişen müstesna bir alana sosyal tesis olarak yerleştirilmesi, Anadolu’nun bütün kıyı belediyelerine örnek olması gereken bir girişimdir. Kentin parklarında ve kamusal alanlarında kullanılan denizcilik objeleri de aynı kültürel bilincin yansımalarıdır.
Çaycuma’nın spor tesisleri ise ayrı bir başarı hikâyesi. Dört yıl önce hizmete giren kapalı yüzme havuzunun standartları son derece yüksek. Dört yılda yüzme bilmeyen 5.000 çocuğa yüzme öğretilmiş olması başlı başına büyük bir kazanım. Şimdi hedef, bu çocukların arasından Türkiye’nin millî yüzücülerini yetiştirmek olmalıdır.
Filyos Çayı’nın sakin suları ise kürek sporu için önemli imkânlar sunuyor. Buradan yüzme ve kürek antrenörlerine, spor kulüplerine ve yatırımcılara sesleniyorum: Çaycuma’ya gidin! Bu ilçenin imkânlarını görün. Burada yerleşerek yüzme ve kürek sporunun gelişmesine öncülük edin.
Anadolu’nun denizcileşmesi yalnızca büyük limanlarla ve savaş gemileriyle değil, yüzme öğrenen çocuklarla, kürek çeken gençlerle ve deniz kültürünü benimseyen toplumla gerçekleşecektir.
Çaycuma’nın önünde çok daha büyük bir gelecek bulunuyor. Yalnızca 20 kilometre uzağında Türkiye’nin en büyük limanlarından Filyos Limanı, Türkiye’nin Karadeniz’deki en büyük deniz enerji yatırımlarının da kıyı destek merkezi olarak yükseliyor.
Filyos’ta gördüğüm deniz dibi kaynaklı enerji destek tesisleri, Mavi Vatan’ın soyut bir kavram değil, milletimizin refahını doğrudan ilgilendiren somut bir ekonomik güç olduğunu bir kez daha gösterdi. 1969’da Kuzey Denizi’nde Ekofisk sahasının keşfi Norveç’in kaderini değiştirmişti. Mavi Vatanın deniz kaynakları da doğru yönetildiği takdirde Türkiye’nin ve özellikle bu bölgenin ekonomik geleceğini değiştirebilir.
Bu kaynaklar yalnızca enerji üretimi değil, tersaneler, deniz teknolojileri, bakım-onarım tesisleri, lojistik merkezleri ve nitelikli istihdam demektir.
Diğer yandan deniz dibindeki zenginlikler birkaç şirketin değil, milletimizin refahının hizmetinde olmalıdır.
Konferansımda da vurguladım. Çaycuma bana göre 21. yüzyılın ikinci yarısına hazırlanıyor. Filyos’un enerji ve denizcilik potansiyeliyle birleşen çağdaş kentleşme anlayışı, bu ilçeyi gelecekte Mavi Vatan’ın Karadeniz’deki en önemli kara destek merkezlerinden birine dönüştürebilir.
Çaycuma bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Türkiye’nin denizcileşmesi yalnızca kıyılarımızda değil, Anadolu’nun içlerine uzanan nehir havzalarında, göllerinde, kentlerinde, okullarında ve spor tesislerinde başlamalıdır.
Çaycuma Belediyesine, Belediye Başkanı Sayın Bülent Kantarcı’ya ve bu güzel kenti geleceğe hazırlayan Çaycuma halkına takdir ve tebriklerimi sunuyorum.
Çaycuma’nın başarısı yalnızca bir belediyecilik başarısı değildir. Anadolu’nun denizle yeniden buluşmasının, deniz kültürünün toplumsallaşmasının ve Mavi Vatan’ın ekonomik ve kültürel derinlik kazanmasının örneklerinden biridir.
Denizcileşen Anadolu, güçlenen Türkiye demektir.

